Saldırganlık ve şiddet

Günümüzde, saldırganlığın anti sosyal bir güdü olduğu kanısı yavaş ya­vaş siliniyor. Kimi araştırmacılar, sal­dırganlığın ve şiddet olgusunun en iyi, toplumsal ilişkilerin dinamikleri için­de, bütüncül bir bakış açısıyla anlaşıla­bileceğini savunuyorlar. Çünkü çatış­malar, birbirleriyle ilişki içinde olan, birlikte bir şeyler paylaşan ve ortak bir gelecek beklentisi içinde olan bireyler ya da gruplar arasında oluyor. Milyon­larca yıldır gruplar halinde yaşayan, "toplumsal" varlıklar olan biz insanla­rın yaşamları da, bizleri birbirimize yaklaştırıp uzaklaştıran, sonra yeni­den yaklaştıran, yeniden uzaklaştıran toplumsal öğeler içeriyor. Çatışma, ça­tışmaları çözme ve uzlaşmaya varma yöntemlerimiz, işbirliğinin ve ortakla­şa yaşamın evriminden ayrı düşünüle­mez. Lorenz'in görüşleri hala popüler­liğini koruyor olsa da, birçok araştır­macı, çatışmaların çözülme biçimleri­nin toplumsal yaşam içindeki yerine ve bunun etkilerine yönelmiş durum­da.

Saldırganlık, aslında pek çok biçi­me bürünebilecek bir davranış. Saldır­ganlıktan ne anladığımız kişiden kişi­ye değişkenlik gösterebilir; ancak, sal­dırganlık ve saldırganlık dürtüsünün şiddete dönüşmesi, bir toplumun tüm bireylerini etkileyen bir sorun. Zaten, saldırganlığın tanımında bu da var: Bi­rine ya da bir şeye zarar vermek ama­cını taşıyan ve toplumsal açıdan onay­lanamaz davranışları "saldırgan" ola­rak niteleriz. İşte bu nedenle, insanlar arasında saldırganlıkla çözülmeye çalı­şılan çatışmalar, en iyi biçimde top­lumsal ilişkiler ağının dinamikleriyle ele alındığında anlaşılabilir. Çünkü, ilişkilerde yararların çatıştığı bir nok­taya gelindiğinde, çoğu kez ilişkiye orada nokta koyup yaşantımızı onsuz sürdürmek gibi bir olasılık söz konu­su olmuyor. Gerçek yaşamda, saldır­ganlık ve şiddet eylemlerinin genellik­le birbirlerini tanıyan bireyler arasın­da gerçekleştiğini, yani iki tarafın or­tak bir geçmişlerinin olduğunu ve or­tak bir gelecek paylaşmayı bekledikle­rini unutmamak gerekiyor.
 
Çatışmalara evrimsel bir bakış
Yaşamı sürdürmenin karşılıklı iş­birliğine dayandığı topluluklarda sal­dırganlık, yarar sağlayan ilişkileri ko­ruyabilmek için bir ölçüde kısıtlanmak zorunda. Evrim, topluluklar halinde yaşayan canlılara, saldırgan davranış­ların yol açtığı etkiyi yok etmeye yara­yan beceriler de kazandırmış. Örneğin şempanzeler, kavgalardan hemen son­ra birbirlerini sarılıp öperek barış ya­parlar. Araştırmalar, primat topluluk­larının hepsinde benzer uzlaşma yolla­rı olduğunu gösteriyor. Bu araştırma­lar, insanlarda görülen saldırganlığın araştırılması açısından da önemli. Aile­den arkadaş gruplarına kadar, insan­lar arasında gözlenen saldırganlık davranışları, toplumsal hayvanların davranışlarıyla aynı. Farklı primat topluluklarındaki çatışma ve çatışmaların çözülme yöntemleri üzerine araştırmalar yapan Atlanta'daki Emory Üni­versitesi Primat Araştırma Merkezi'nden Frans B. M. de Waal, insan topluluklarında çatışmalardan nasıl kaçınıldığı ve çatışmalarla bozulan ilişkilerin nasıl düzeltildiği ya da nasıl düzeltilmesi gerektiği konusundaki bilgilerimizin çok zayıf olduğunu be­lirtiyor. Birçok canlı için yaşamın acımasız bir yarış olduğu görüşüne karşı çıkan de Waal, hayvan türlerinin bir­çoğunun topluluklar oluşturmak için bir araya geldiklerine ve yaşamlarının topluluktaki yardımlaşmaya bağlı ol­duğuna dikkat çekiyor: Saldırganlık, tüm hayvanların ve insanların temel özelliklerinden biri olabilir; ancak bu özellik, onun yıkıcı etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik olarak evrimleşmiş denge ve düzeltme mekanizmala­rından ayrı düşünülemez.

İnsanlarda olduğu gibi, insanın en yakın akrabaları olan öteki primat topluluklarının da en önemli özelliği, işbirliği ve kalıcı toplumsal ilişkileri­dir. Topluluk üyeleri, birbirleri için hem birer rakip hem de birer arkadaş­tır. Yemek ve eş seçimi söz konusu ol­duğunda birbirleriyle kıyasıya rekabet edebilirler; ancak, yaşamlarını sürdür­mek için birbirlerine bağımlıdırlar ve birbirlerine dokunma gereksinimi için­dedirler. Bazı primat türlerinde, örne­ğin şempanzelerde, topluluktaki birey­ler arasında geçen şiddet olaylarına sık rastlanır. Sözgelimi, gruptaki iki bireyin bir üçüncüsünü saf dışı etmek için güçlerini birleştirdiği görülebilir. Aslında, topluluğun ileri gelen bireyle­ri genellikle en güçlü olanlar değil, en çok desteği sağlayabilenlerdir. Şem­panzelerde, "grooming" adı verilen birbirinin parazitlerini temizleme dav­ranışı, bu politik alanda önemli rol oy­nar, ortaklıkları ve arkadaşlıkları güç­lendirir.

Ancak, bu hayvanlar kimi zaman şöyle bir ikilemde kalırlar: Bazen bir arkadaşı yitirmeden bir savaşı kazan­ma olasılığı yoktur. Bu ikilemden kur­tulmanın yolu ya rekabeti ortadan kal­dırmak, ya da rekabet etmek ve sonra­sında ortaya çıkan hasarı onarmaktır. Her iki yolun da farkında olan primat­lar, topluluklarını çok gelişmiş bir so­run çözme mekanizmasıyla ayakta tu­tarlar. Bu toplulukların ayakta kalma­larının nedeni çatışmanın hiç olmama sı değil, bireyler arasında çıkan çatış­maların fazla zarara yol açmadan ön­lenmesi ya da oluşan zararın telafi edilmesi için geliştirilmiş yöntemler­dir. Saldırganlığın toplumsal yaşamla bağdaşmayan bir davranış olduğu gö­rüşü, saldırganlığın şiddetle eşdeğer görülmesinden kaynaklanıyor olabilir. Oysa şiddet, saldırganlığın ikizi değil, aşırı uç olarak kabul edilebilecek bir dışa vurum biçimidir.

 



1


Article Düzenle

Yorum Ekle

Web Tasarım Data1        

İsim Bankası

Reklam Verin

Tatlı Sözlük