Şiddetin reçetesi

Beynin belli bölgelerinin zarar görmesinin saldırganlığa yol açabileceği uzun zamandır biliniyor. Bu konudaki klasikleşmiş örneklerden biri, 1848 yı­lında geçirdiği bir iş kazası sonucu beyninin ön bölgesi zarar gören Phineas Gage adlı demiryolu işçisi. Kazaya bağlı olarak Gage'in motor ve bilişsel işlev­lerinde bozukluklar olmuştu. Dahası Gage, önceki özelliklerinin tam tersine, saldırgan ve sorumsuz birine dönüşmüştü. Elbette bu örnekten yola çıkarak her saldırganlık davranışının beyindeki bir bozukluktan kaynaklandığını söyle­yemeyiz.

Son 20 yıldır ikizler üzerinde yürütülen araştırmalar sonucunda, şid­det eğilimi gösteren insanlarda doğuştan bazı ortak kişilik özelliklerinin oldu­ğu saptanmış. Düşünmeden harekete geçme, düşük zeka katsayısı ve hiperaktivite gibi. Sorunlarını çözmede sıklıkla şiddete başvuran yetişkinler, genellik­le küçüklüklerinde de "zor" çocuk olarak değerlendirilmiş oluyorlar. Aslında, küçükken saldırgan olarak nitelendirilen kişilerin çok azı bu özelliği yetişkin­liklerinde de koruyorlar. Ancak, sorunlarını şiddete yönelerek çözmeye çalı­şan yetişkinlerin bu davranış sorunlarının kökeni, genellikle çocukluk yılları­na uzanıyor. Araştırmacılar bu durumun, çoğu çocukluk yıllarında kendini gös­termeye başlayan toplumsal ve kişisel birtakım etmenlerin etkileşimlerinden kaynaklandığını düşünüyorlar.

Minnesota Üniversitesi'nden Alan Sroufe'ın 23 yıldır yürüttüğü araştırma, şiddet ve suça yatkınlık davranışlarının gelişimini inceliyor. Araştırma ekibin­de çalışan Byron Egeland, araştırmanın şiddet ve suça yatkınlık konusunda, insanların doğuştan gelen özelliklerinin çok da önem taşımadığına işaret etti­ğini, insanların sorunlarını şiddete yönelerek çözme davranışlarının gelişme­sinde en önemli etmenin ailedeki yetiştirme koşulları olduğunu belirtiyor. Montreal Üniversitesi'nde yürütülen başka bir araştırmadaysa, 1984 yılından bu yana, 6 yaşındayken saldırgan olarak tanımlanmış çocukların gelişimleri iz­leniyor. Gruptaki çocukların annelerinin çoğunun, az eğitim görmüş veya er­ken yaşta doğum yapmış anneler oldukları saptanmış. Araştırmacılar, bu an­nelerin "zor" bir çocuğu toplumsallaştırmaya yarayacak birikimden yoksun ol­duklarını düşünüyorlar.

Saldırganlığın gelişiminde hangi kişilik özelliklerinin ne tür toplumsal ve çevresel etmenlerle etkileşime girdiğini incelemek, konu insan olunca güç bir iş. Aslında bir açıdan bu araştırmalar, anne-babaların ve öğretmenlerin öte­den beri bildikleri şeyleri söylüyor denebilir. Belki de asıl anlaşılması gereken, çocukların saldırganlığı ve sorunlarını şiddete başvurarak çözmeyi nasıl öğren­dikleri değil, saldırgan olmamayı ve şiddete yönelmemeyi nasıl öğrendikleri.



1


Article Düzenle

Yorum Ekle

Web Tasarım Data1        

İsim Bankası

Reklam Verin

Tatlı Sözlük