5 Adımda Hafızanızı Güçlendirin

Hafızanızın ne kadar güçlü olacağı doğduğunuz andan itibaren genetik kodlarınızda yazılı olsa da bu kodun üzerinde bazı değişiklikler yapmak sizin elinizde...  

Duygu, düşünce, algı ve deneyimleri bir arada tutan ağlar sistemi olan ‘hafıza’nın ne kadar güçlü olacağını ve yaşla beraber nasıl gerileyeceğini genleriniz belirliyor. Bu genetik koda müdahale etmek mümkün olmasa da bazı önlemler ile hayat kalitesini doğrudan etkileyen hafızayı daha güçlü tutmak mümkün. 

Hafıza Nasıl Bir Yapıdan Oluşuyor?  
Hafıza zamana göre, ‘kısa süreli’ ve ‘uzun süreli’ olarak kendi içinde ayrılıyor. Beynin daha çok ön kısmı ile ilgili olan kısa süreli hafıza, ‘çalışma hafızası’ olarak adlandırılıyor. Hasta günlük işlerini yapabilmek ve depolanmış bilginin geri çağrımı için hazırlık yapıyor. Bilgileri milisaniyelerle ölçülecek kadar kısa sürede hafızasında tutuyor. Uzun süreli hafıza ise dakikalar ve on yıllar arasındaki sürede bilgiyi hayatınızda tutmanızı sağlıyor ve limbik sistem tarafından kontrol ediliyor. İçeriğe göre ayırım ise epizodik, semantik ve prosedürel bellek başlıkları altında yapılıyor. Epizodik hafıza, kişisel yaşantıyla ilgili hafıza anlamına geliyor ve örneğin geçen yıl yaptığınız tatilin anıları burada depolanıyor. Semantik hafıza dünyadaki genel gerçeklerle ile ilgili belleği ifade ediyor. Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğu bilgisi semantik hafızada yer alıyor. Prosedürel hafıza ise bisiklete binmek, bir müzik aleti çalmak gibi motor beceri içeren hafızayı ifade ediyor ve beynin çok farklı bir merkezi tarafından yönlendiriliyor.  
 
Hafızayı Genetik Dışında Hangi Faktörler Etkiliyor? 
Yaşla birlikte hormonal seviyelerde bir bozulma oluyor. Özellikle kadınlarda östrojen, erkeklerde ise testosteron seviyesinin düşmesiyle birlikte hafızada da zayıflama başlıyor. 50 yaşından sonra her 10 yılda bir beyinde, özellikle de beynin ön kısmında yüzde 2 oranında küçülme olduğu biliniyor. Bu da idrak yeteneğinde ve hafızada zayıflamaya neden oluyor. Ancak bu durum bireysel olarak farklılık gösteriyor. Beyinde küçülme her insanda hafıza bozukluğuna neden olmayabiliyor. Bu farkın oluşmasında eğitimin büyük etkisi bulunuyor. Eğitimli kişilerde hafızayı oluşturan ağlar sistemi daha fazla kullanıldığı için demans riski düşüyor.  
 
Öte yandan kalp damarını bozan her şey, beyin damarlarını da bozuyor. Kontrolsüz hipertansiyon, koroner arter hastalığı, yine damar sistemlerini etkileyen diyabet ve bazı nörolojik hastalıklar da hafızayı etkiliyor. Beslenmedeki dengesizlikler, B6, B12, folik asit gibi sinirsel gelişim ve hafıza için çok önemli vitamin, minerallerin yeterince alınamaması da hafızayı olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Bir diğer etken de çevresel faktörler… Yoğun stres altında olan kişilerin hafızası zayıflayabiliyor. Sonuç olarak hafıza ile ilgili beyinsel ağın tıpkı parmak izi gibi herkeste farklı olduğunu ve herkesin hafızasının kendi içinde değerlendirilebileceğini unutmamak gerekiyor.  
 
Reçetesiz Antidepresan Kullanmayın 
Bazı antidepresan ilaçlar da zihinsel performansı baskılıyor. Bu ilaçlar sık sık tanıdık tavsiyesi ile kullanılabiliyor. Bu noktada doktora danışılması, doz ve süre ayarlamasının doğru yapılması söz konusu ilaçların olumsuz yan etkilerinden korunmak açısından önem taşıyor.  
 
5 Adımda Hafızanızı Güçlendirin  
 
1- Hafızanızı Besleyin 
Hafızayı güçlendirmek için hiçbir besinden ya da bitkiden mucize etkiler beklemeden, sadece her besin grubundan dengeli olarak tüketmek gerekiyor. Bunun yanı sıra hafızayı destekleyen besinlerle vitaminleri bilmek ve yeterince tüketmek de önem taşıyor. Selenyum, Omega 3, folik asit, B6, B12, C ve E vitamini gibi antioksidanlar beyindeki zararlı maddeleri temizleyerek, hafızaya destek oluyor. Folik asit yeşil yapraklı sebzelerden, B12 kırmızı etten, B6 tahıllı ürünlerden, Omega 3 balıktan sağlanırken selenyum minerali sıklıkla toprakta bulunuyor. En çok kümes hayvanları, balık, et, soğan, sarımsak ve biberden elde edilebiliyor. Fındık, ceviz gibi kabuklu yemişlerde ise antioksidan içerikli yağlar bulunuyor. Bu gıdaların kabuklu alınıp kırılır kırılmaz tüketilmesi olumlu etkisini artırıyor. Taze glukozdan yararlanan tek organın beyin olması nedeniyle kan şekerinin düşmesi, zihinsel performansı azaltıyor. Bu nedenle günlük beslenmede üç ana öğünün arasına en az iki ara öğün koymak gerekiyor.
 


12


Article Düzenle

Yorum Ekle

Web Tasarım Data1        

İsim Bankası

Reklam Verin

Tatlı Sözlük