Search:
Başlıkta ara (Aradığınız konuya daha hızlı ulaşabilmek için bu kutucuğu işaretleyebilirsiniz)



Bebeğinizin büyüme değerleri

Yeni bebeği olmuş anne babaların en sık karşılaştığı sorular “Kaç kilo doğdu?... Boyu ne kadar?” dır. Bu sorular aynı zamanda bebeğin gelecekteki büyüme seyrine yönelik tahminlerin de ilk verileri olarak kabul edilir. Örneğin 52 cm’den da­ha uzun bir bebek dünyaya geldiyse, ileride uzun boylu olacağı düşünülür. Oysa bu tahminler tam anla­mıyla bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor. Çünkü büyüme anne karnın­dan başlayıp ergenlik döneminin sonuna kadar devam eden bir süreç­tir. Üstelik sabit bir tempo da izle­mez. Bazen yavaş bazen hızlıdır. En hızlı büyümenin görüldüğü iki dö­nem vardır; süt çocukluğu ve ergen­lik.

Ancak büyümede temel etken; genetik özelliklerdir. Beslenme, hasta­lıklar, egzersiz gibi sosyal ve psiko­lojik etkenler de büyümeyi etkili­yor. Yani çocuğun kendi genetik özelliklerine uygun bir büyüme gös­termesi için çevresel şartların da uy­gun olması gerekiyor. Araştırmalar çocuğun büyümesinde genetik ve çevresel etkenlerin paylarının yaklaşık yarı yarıya etkili olduğunu gös­teriyor.

Uzmanlar doğum sonrası büyü­meyi izlemek için temel olarak 3 ayrı kriter kullanıyorlar; boy, kilo ve baş çevresi ölçümü. Bu 3 krite­rin belirli aralıklarla izlenmesi be­beğin sağlıklı büyüyüp büyümedi­ğine yönelik ipuçları olarak değer­lendiriliyor. Bu da bir çeşit grafik tabloları üzerinde büyüme eğrileri olarak inceleniyor. Uzmanlar buna persantil adı veriyor.

Ancak büyüme (persantil), çeşitli nedenlerden dolayı toplumdan top­luma farklılık gösteriyor. Örneğin bir Türk ile bir Çinli çocuğun büyüme eğrileri birbirinden farklı. İşte bu yüzden her toplumun kendine özgü büyüme eğrileri, çeşitli araştır­malar sonunda ortaya çıkıyor ve doğan her bebek bu eğrilere göre değerlendiriliyor. Elbette ülkemize özgü büyüme eğrisi de var...

Ancak bu sayısal değerleri ver­meden önce, uzmanların kullandığı 3 kriterlere ilgili bazı önemli nokta­ları bilmenizde yarar var.

Bebeğin kilosu, pek çok anne için çok önemli bir konudur. Gerçekten de büyüme açısından kilo önemli bir kriter. Ancak bebeklerin birbi­rinden farklı kilolarla doğduğunu ve doğum kilosunun, gelecekteki ki­losunu belirlemediğini bilmek gere­kiyor. Örneğin 4 kilo üzerinde doğ­muş iri bir bebeğin ileride obez ola­cağı söylenemez ya da doğum tartı­sı 2 kilo olan bir bebeğin ileride za­yıf bir çocuk olacağı öngörülemez. Çünkü kilo alımı pek çok faktöre bağlı. Özellikle hamilelik dönemin­de yaşanan çeşitli sorunlar ya da durumlar doğum kilosunu etkili­yor. Örneğin, diyabetik (şeker has­talığı) annenin bebeği oldukça kilo­lu ve iri oluyor. Buna karşın ikiz, üçüz gibi çoğul hamileliklerde, an­nede hipertansiyon, placenter yeter­sizlik gibi başka sorunlar bebeğin düşük kiloda dünyaya gelmesine yol açabiliyor. Ancak farklı düşük doğum kilosunda veya düşük değer­lerde doğan prematüre bir bebek akranlarından çok daha hızlı kilo alıp yüksek tempoda büyüme grafiği gösterebilirken diyabetik anne çocuğu da ilk ayda doğum kilosu­nun altına bile inebiliyor.

Sağlık sorunlarının bulunmadığı normal bebeklerde, doğum sonrası kilo almasında genel bir eğilim ol­duğu da bilinen gerçeklerden biri. Örneğin, süt çocukluğu döneminde bebekler, ilk yılın sonunda doğum kilosunun üç katına ulaşıyor, ikinci yılda ise bu artış, doğum kilosunun dörtte birine düşüyor..

Ancak yetersiz beslenme nede­niyle kilo alımında düşüklük görül­mesi, ülkemizde ciddi sorunlardan biri. Özellikle ilk bir yıl içinde, be­beğin yeterli anne sütü alamaması ya da erken ve yanlış besinler veril­mesi gibi beslenme hataları, persantil eğrileri ile yapılan değerlendirmelerde kolayca tespit edilebiliyor. Uzmanlar, bebeğin ağırlık eğrisinde birkaç ay düşme gözlüyor ve bu kaybın sonraki aylarda sıçrama ile dengelenmediğini saptıyorsa, yeter­siz beslendiğini saptayıp müdahale edebiliyorlar. Beslenme bozukluğu çeşitli sağlık sorunlarına zemin ha­zırladığı gibi boy uzunluğunu da et­kiliyor. Özellikle yaşamın ilk yılın­da ortaya çıkan beslenme bozuklu­ğu ya da yetersizliği, ileriki yıllarda boyun kısa kalmasının nedenlerin­den biri olarak görülüyor.

Zamanında doğmuş bebekte, baş çevresi 35 cm. kadardır. Sağlıklı bir bebekte başın büyümesi, beynin bü­yümesini yansıttığı için önemli bir kriterdir. Genel olarak 3. ayda 40.5 cm, 6. ayda, 43 cm, 1 yılın sonunda ise 46 cm kadardır. 1 yaşından son­ra baş çevresinin büyümesi yavaşlıyor. Ancak uz­manlar baş çevresinin gelişiminin genetik özelliklere bağlı olduğunu belirtiyorlar. Bazı bebekler genetik olarak büyük ya da küçük kafatası yapısına sahip olabilirler.

Ancak baş çevresinin aşırı büyü­mesi ya da küçük kalması da çeşit­li hastalıkların belirtisi olabiliyor. Bunlardan biri Hidrosefali. Beyin omurilik sıvısının dolaşım sorunu olan hidrosefali hastalığı baş çevre­sinin normalden hızlı büyümesi ile tespit ediliyor. Bu bebeklerin yeni doğan döneminde ortalamadan da­ha büyük baş çevresi oluyor ve olması gereken persantil eğrisinin dı­şında kafasının hızla büyümesi, uz­manlara hidrosefaliyi düşündürü­yor. Ancak baş çevresinin büyüme hızının düşük olması da başka so­runların belirtisi olabiliyor.

Genel olarak bebekler 50 cm ci­varında doğuyor ve ilk yıl genetik özelliklerinin dışında gelişiyor. An­cak bir yıldan sonra genetik yapıla­rına özgü persantil değerlere yakla­şıyorlar. Ancak doğum tartısı gebe­lik süresine göre düşük olarak do­ğan ve ilk 2 yaşta büyümede akran­larını yakalayamayan çocukların boylarının kısa olacağı biliniyor.

Uzmanlar, ülkemizde her yüz ço­cuktan 3 ile 15’inin kısa boylu oldu­ğunu söylüyorlar. Ancak bunların yüzde 80-85’ini normal kısa boy olarak kabul ediyorlar. Yapısal ve genetik nedenlerle ortaya çıkan nor­mal kısa boyluluk, toplumumuzda en sık görülen boy kısalığı. Ama bu çocukların boyları kısa olsa bile persantil eğrilerine göre, büyümele­ri, normal hızında devam ediyor.

Bebekler 2-3 yaş civarında ise, kendi genetik özelliklerini yansıtan persantil değerlere ulaşırlar. Örne­ğin 2 yaşında boy bakımından 10. persantil değerine uyan bir çocuk, çoğu zaman 4-5 yaşlarında da o ya­şa uyan 10.persantil eğrisi üzerinde bulunuyor. Çocuğun bulunduğu eğ­riden ayrılması, örneğin 50. persan-tilde giderken 10. persantile düşme­si, araya büyümeyi engelleyen bir olayın (hastalık, beslenme bozuklu­ğu, psikolojik bozukluk) girdiğinin göstergelerinden biri.

Normal büyüyen bir çocuğun boyu 6-12 aylıktan sonra genetik potansiyeline uygun bir persantil değerine yaklaşmaya başlıyor. Ge­nellikle 2-3 yaşlarından sonra anne-baba boyu ile çocuğun boyu anlam­lı bağlantı gösteriyor. Bu nedenle boy uzunluğunu değerlendirirken , çocuğun persantil eğrisindeki konu­munun anne ve babanın boy ortala­masını yansıtan hedef boya uygun olup olmadığını saptanması çok önemli.

Hedef boyu hesaplarken her toplumun kendi standartlarına gö­re kadın ve erkek boyu arasındaki farkı göz önüne almak gerekiyor. Kadın ve erkek arasındaki bu fark, Türk toplumu için 13 cm. Bu ne­denle bir kız çocuğunda hedef boy, [(bababoyu- 13 cm) + anne bo­yu/2], erkek çocuk için hedef boy, [Anne boyu + 13) + Baba boyu/21 formülü ile hesaplanıyor.




Bebeğinizin büyüme değerleri


Yorumlar
Kayıt bulunamadı.
Hafta Hafta Hamilelik Siz de hafta hafta hamileliğinizi takip etmek istiyorsanız üye olmanız yeterli.








Bebek istiyorum
Anneliğe hazırlık
Genetik
Hamile kalma
Hamile kalmanızı engelleyen sorunlar
Anne olmaya hazır mısınız?
Kaç yaşında doğurmalı?
Bebek yapma zamanı
Hamile kalmak için sevişirken dikkat etmeniz gerekenler
Bebek sahibi olmak istiyorsanız
Hamileyim
Hamileliğin başlangıcı
Beslenme
Sağlık
Hamilelik ve iş hayatınız
Hamilelik ve cinsel hayatınız
Hamilelik ve egzersiz
Hamilelikte bakım ve güzellik
Hamilelikte yolculuk
Karnınızdaki bebeğin bakımı
Bebek için hazırlanmak
Kardeşleri yeni bebeğe hazırlamak
Hamilelik dönemleri
Hamilelikte ilaç kullanımı
Teknoloji ve hamilelik
Hamilelik sözlüğü
Anne adayları için yaz önerileri
Hamilelik hakkında temel bilgiler
Hamilelik ve evcil hayvanlar
Keyifli bir hamilelik için 6 öneri
Hamilelikte doktorunuzu aramanız gereken 5 durum
Hamilelik döneminde burun niçin daha hassastır?
Hamilelikte özel sağlık sigortası
Gebelik ve depresyon
Çoğul hamilelikler ve riskleri
Doğuma geri sayım
Gebelikte ay ay dikkat edilmesi gerekenler
Vücudunuz anneliğe nasıl hazırlanıyor?
İkinci hamilelik
Hamilelikte kilo alımı
Gebelikte göğüslerden neden süt sızar?
Doğmamış bebeğin yol haritası
Doğum öncesi gelişimle ilgili geçici organlar
Baharda hamileliğinizin keyfini çıkarın
Hamilelik ve Yoga
Hamileliğinize keyif katacak 10 şey
Hamilelere yazı rahat geçirmek için 10 öneri
Doğumum ve sonrası
Doğumdan önce
Doğumunuz
Doğum sonrası
Yenidoğan bebeğiniz
Doğum
Yenidoğan sağlığı
Doğum sonrası bebeğinizle bağ kurma
Bebeğinizi tutmak
Bebeğinizin ilk nefesi ve solunumu
Emme
Bebeğinizi eşinizle paylaşma
Yenidoğan bebeğinizin genel görünümü
Yeni doğan bebeğinizin özellikleri
Yenidoğan bebeğinizin ölçümleri
Beslenme
Anne sütü
0-4 Aylık bebeğinizin beslenmesi
4.Aydan sonra bebeğinizin beslenmesi
12.aydan sonra bebeğinizin beslenmesi
Bebeklerde obezite
Dengeli beslenme
İlk yılda uzak durulması gereken gıdalar
Bebekler ve deniz ürünleri
Dondurma hakkında bilmedikleriniz
Besin zehirlenmeleri
Gelişim
Bebeklerde fiziksel gelişim
Zihinsel gelişim
Dil gelişimi
Duygusal gelişim
Bebeklerde sosyal gelişim
Bebeğinizin gelişimindeki dönüm noktaları
Bebeklerde cinsel gelişim
Çocuklar cinsellikte neyi merak ederler?
Cinsel ayrım: Kız-Erkek
Okulöncesi Dönemde Çocuğunuzun Gelişimi
Sağlığı
Bebeğiniz hasta mı?
Aşılar
Bebeklerde ateş
Uyku
Bebeğinizin ağlaması
Hastalıklar
Bilmeniz gerekenler
Sık rastlanan şikayetler
Sünnet
Fotoğrafını çekerken flaş kullanmayın!
Bakımı
Kucaklanması ve taşınması
Bebeğinizin giyimi
Banyo ve hijyen
Bebeğinizin tuvaleti
Bebeğinizin ağlaması ve sakinleştirilmesi
Seyahat ve gezintiler
Bebeğinizle alışveriş
Bebek istiyorum!
Baba olmak için hazır mısınız?
Babalığa hazırlık
Erkekler baba olmaya ne zaman hazır oluyor?
Tabulara elveda, babalığa merhaba!
Bebek bekliyorum
Babaların hamilelik sürecine katılımı
Bebek bekleyen babalardaki duygusal değişiklikler
Doğumu eşinizle birlikte planlayın
Baba adaylarının bebekleriyle doğum öncesi ilişkisi
Babaların doğum sırasındaki rolleri
Bebek bekleyen babaların yüzleştiği 7 endişe
Baba adaylarının yapması gerekenler
Baba adaylarının seks hayatı
Hamile babalar
Baba olmaya hazırlanmak
Baba adaylarının rüyalarını deşifre etmek
Baba adayları için önemli tavsiyeler
Evlendiğim kadına ne oldu?
Baba adayları da aşeriyor
Erkeklerde doğum kaygısı
Baba adaylarının sezaryendeki rolleri
Erkeklerde hamilelik belirtileri
Baba adayları ve hamilelik
Babalar ve doğum
Doğmadan önce babadan bebeğe son konuşma
Hamilelikte eşten beklenen destek; beklenen, algılanan ve yaşananlar
Babalar da hamile kalır
Baba oldum
Doğum sonrası
Evde tek başına
Babalığın ilk günleri
Babaların hayatında yeni bir sevgi bağı
Babanın doğum sonrası ihtiyaçları
Babalığın ilk aylarında uyku düzeniniz
Babalıkla gelen 10 sürpriz
Daha iyi bir baba olmanın yolları
Ay ay babalık
Emzirme ve babalar
Doğum
Bebeğinizle bağ kurmanın ipuçları
Eşime ne oldu?
Babaların doğum sonrası depresyonu
Babalar annelerden farklıdır
Zamanınızı iyi kullanın
Bir daha uyuyabilecek miyim?
Bebeğinizin nazik bir babaya ihtiyacı var
Yeni babalar ve seks
Babalıkla ilgili 5 söylenti
Kız babaları için öneriler
Babalar ve kızları
Çocuğun yaşamında babanın rolü
Baba olmanın sağlık için yararları
Tebrik ederiz! Baba oldunuz
Tüm hakları saklıdır © Küçükinsan. 2010 E-mail: info@kucukinsan.com