
Gündelik hayhuy içindeyken birdenbire ne olduğunu anlamadığınız bir iç burultusu başgösterdi. Anlamsız yere bir kek, yeşil salata veya mantarlar hakkında düşünmeye başladınız. Kimbilir, belki de aradığınız yanıt astrolojide, burcunuzda, yani gökteki yıldızlardadır ? Burcunuz, yeme içme eylemlerinizi de belirleyebilir pekalâ. İçinizdeki o burultular sizin gerçekte ne yemeniz gerektiğinin de habercisi olabilir. Gerekli besin ve vitamin dengesini alabilmeniz için, kendi bedeninizin barometresi yine kendiniz olabilirsiniz. Bildiğiniz gibi hepimiz doğum tarihimizin belirlediği yıldızlara dönük olarak, belli burçlar altında yaşıyoruz. Belli gezegenler, yıldızlarımızı yönlendiriyor. Bu güçle, bizim belli taşlara, bitkilere, sağlık koşulları ve ruh hallerine yönelik eğilimimiz belirleniyor ve bizi biz kılıyor. Ya da bu yolda konuşmaya devam edersek; biz ne yersek, o oluveriyoruz. Bilmemiz gereken bir şey daha var tabii; o da her astroloğun, vakti zamanında bir doktor kadar etkili olduğu bilgisi. Zodyak bilgisi ile, belli rahatsızlıkların teşhisi ve tedavisi, geçmişte mümkündü. Günümüz modern toplumlarının tıp bilgileri gündeme gelmeden önce, doktorlar da belli bitkiler ve bitki özlerini kullanarak yaptıkları losyon veya çaylarla hastalarının derdine deva bulmaya çalışırlardı.
Diğer bir konuya geçelim: Bir annenin, ailesi için yemek yapmayı bilmemesi pek alışıldık bir durum olmasa gerek. Bu annenin üç çocuğu ve bir eşi var; ve her bir çocuğunun yemek tercihi, tıpkı eşininki gibi, farklı. Bu annenin bilmediği şu: Kendisi de dahil olmak üzere, tüm bu insanların farklı doğum burçları ve elbette, yemek tercihleri var. Bu bakımdan kendi burcunuzdan, ya da sizi tamamlayabilecek burçtan biriyle hayatınızı birleştirmeniz daha kolay olabilir. Sözgelimi bir İkizler ile Başak, iyi bir örnek olabilir. İkisi de salata düşkünüdür çünkü. Ya da bir Terazi ile Balık, deniz ürünlerinden yana yemek tercihleriyle çok şeyi paylaşabilir. Doğumunuzu simgeleyen bir taşın olduğu fikri kadar, bu türde bir simge yiyecek skalasının da olduğu unutulmamalıdır. Bu kültürün kökeni Hindistan, Çin ve Yunanistan’dır. Çünkü üç coğrafyada da, gezegenler ve yıldızlar üzerine yıllarca çalışılmıştır. Takımyıldızların dizilişlerini kendine esas alan burç araştırmaları da zaten bu birikim ve inanış üzerinde temellenmiştir. Bunu, belli takımyıldızların beden parçalarına gönderme yaptığı bilgisi izlemiş ve bitkiler, bu beden parçalarının iyileştirilmesi için kullanılmıştır. Çin inanışına göre, kendilerinin her yeni yıl dönümünde, her insan bir yaş daha ihtiyarlar. Belli burçlar için 12 hayvan simgesi vardır. Doğum yılınız, burcunuzu da belirler.
17. Yüzyıl’da Nicholas Culpeper’in hazırladığı bir kitap bulunuyor. Bu kitapta, bitki özlü şifa kaynaklarının bir listesi yer alıyor. Her bir bitki ve sebzeyi, tohumuna varıncaya kadar listeleyen yazar, bitkinin ait olduğu coğrafyayı ve bilumum detayları da bu kitaba sığdırmış. Bu kitap günümüzde bile birçok doktorun tıp İncili olarak biliniyor ve takip ediliyor. Culpeper kitabında, pancarı beyaz ve kırmızı olarak ikiye ayırıyor. Bu anlamda kırmızı pancar Satürn gezegeninin, beyaz olanı ise Jüpiter gezegeninin etkisinde olmasıyla dikkat çekiyor. Bu kitapta ayrıca defne yaprağının Güneş etkisinde olduğu, Aslan burcu kadınlarına iyi geldiği, ya da fesleğenin Mars etkisinde kaldığı veya kökleri olan sebzelerin Ay tarafından yönlendirildiği yazılı. Bu kaynakta ayrıca afyon bitkisinin veya taze salatanın, hırçın bir Aslan için birebir olduğu da vurgulanmış. Son kertede, meyveler, sebzeler ve bakliyat ile yemişler, tümü sağlık deposu olan ve hepsini tüketmemiz gereken unsurlar. Ama buna karşın hepimizin favori yiyeceği olduğu da su götürmez bir gerçek...