
Çocuklar yetişirken, anne - babalar da onlarla beraber büyüyorlar. Pek. çok farklı ebeveyn davranışı, yaklaşımı görülebiliyor. En kıymetli varlığımızı, gözbebeğimizi koruma içgüdüsüyle sahipleniyor, hiç bir zorlukla karşılaşmasın, önüne çıkan bütün engelleri yok edelim, dümdüz bir yolda yürüsün, hayatı O'nun için kolaylaştıralım diye uğraşıyoruz. Çoğu kez bunu içgüdüsel olarak yapıyoruz. Nerede durmamız gerektiğini kestiremeyince de zaman zaman ne yapacağımızı bilemediğimiz durumlarla da karşılaşıyoruz. Kaçınılmaz bir durum!
İki yaşına kadar çocuklarımız bizlerin fiziksel korumalarına şiddetle ihtiyaç duyarlar. Tehlikeyi bilmedikleri için her an gözlerimiz üstlerinde olmalıdır. Düşerler, kalkarlar, mümkün olduğunca tepkisiz kalırsak, canı yanmadığı zaman kalkar, hiçbir şey olmamış gibi toparlanır, oyuna devam eder. "Aman canım düştün, neren acıdı?" diye yanına korku ile koştuğunuz zaman ağlamayan çocuk, "Aaa! Ağlamam gerek, mühim bir şey oldu." Diyerek reaksiyon gösterir. Düştüğü zaman ağlaması gerektiğini öğrenir. Tabii ki, koruyacağız ama her şey dozunda.
Çocuk biraz daha büyüdüğü zaman sosyalleşme mesajları İle toplumun içinde yer almaya başlayacaktır. Oyun parklarında, arkadaş çevrelerinde iletişim içinde olduğu diğer çocuklarla zaman zaman sorunlar yaşayabilir, sıkıntıda kalabilir. Hemen müdahale etmeden önce ne olduğuna, nasıl bir yöntem izlediğine bakın. Tepkisiz mi kalıyor, sözel olarak yardım mı istiyor, fiziksel olarak kendini müdafaa ediyor mu? Bu sosyal ilişkiler hayatta duruşunu, savunma mekanizmalarını öğrenmesi için birer yol olacaktır. Hemen müdahale eder, sorunu O'nun yerine çözer iseniz, direnmek için, çözüm aramak için hiç çaba sarfetmeyecektir. Her olayda sizden destek, yardım isteyecektir. Okulda oyuncağını alan arkadaşını şikayet eden çocuğunuza "Yarın ben öğretmeninle konuşurum." diye cevap verirseniz, aynı zamanda çocuğunuzun kendine olan güvenini de sarsmış olursunuz. "Sen bir şey halledemezsin, ben yaparım." Halbuki, "Sen kendin sorununu öğretmenine anlatıp, arkadaşınla bunu çözümleyebilirsin, ben sana inanıyorum, sen bunu yapabilirsin." motivasyonunu alan bir çocuk, sorun karşısında ne yapacağını öğrenir. Bu hayatı boyunca O'nun kişilik repertuarına kattığı olumlu bir davranış şekli olacaktır.
Sorun çözen çocuk, güçlü ve özgüvenli olur. Daha sonraki akademik ve sosyal yaşantısında da karşılaştığı zorluklar ve engeller O'nu yıldıramaz.
Her şeyi taklit ile öğrenen çocuklar,' savunmayı öğrenirken de ebeveyni taklit ederler. Trafikte» en ufak olayda arabadan inen, bağıran, diklenen, sesini yükselten bir babayı gören çocuk, arkadaşı O'nu ittiği zaman da oyuncak çekişmesi yaşadığı zaman da, sırada önüne geçildiği zaman da böyle öğrendiği için, bu şekilde davranacaktır. Başka türlüsü beklenebilirimi? Anne - baba tartışmalarında sorun karşısında hemen ağlayan annesini gören çocuk mücadele etmeyi öğrenebilir mi? Eğitim sadece doğruları söylemek değil, aynı zamanda örnek olmaktır. Öyle ise her davranışta olduğu gibi örnek olun, doğru davranışlar kendiliğinden gelecektir.
Her zaman doğruyu söylemesi gerektiğini çocuğumuza anlatırken, "Sinemaya gittiğimizi söylemeyelim." diyen bir ebeveyn sizce çocuğuna neyi öğretiyordur? Anne - babasının elinde kitap görmeyen bir çocuğun sıkı bir kitap okuyucusu olmasını bekleyebilir miyiz? Yemeğin içinden soğanları ayıklayan, sebze yemeği gördüğü zaman yüzünü buruşturan bir ebeveynin, çocuğundan hiç sorunsuz yemek yemesini beklemeye hakkı var mıdır?
Evet, gördüğünüz gibi tıpkı satranç oynar gibi iki - üç hamle ötesini düşünerek hareket etmek, çocuğumuza, çocuklarımıza rol model olmak çok çok önemli, bir o kadar da keyifli. Bu bir iş değil, bir görev değil. Ama ilmek ilmek işlenmesi gereken zorlu, keyifli, bir eğitim süreci...
Çok hoşuma giden ve sizlerle de paylaşmak istediğim bir söz...
"Başkalarından üstün olmamız önemli değildir. Asıl önemli olan, dünkü halimizden üstün olmamızdır.” Hint Atasözü
Pedagog Funda Ayra – Begonvil Çocuk Evi
www.begonvilcocukevi.com