
Bazı kadınlar vardır ki, yaşamları boyunca aşkın ne olduğundan habersiz yaşamışlardır. Bunlar ya aşık olma fırsatı bulamadan çok küçük yaşlarda evlendirilmişler, ya kendilerini çok üstün görüp çevrelerinde aşık olabilecek birilerini bulamamışlar ya da kendilerini çok çirkin görüp birilerine aşık olma güvenine sahip olamamışlardır. Bu kadınların bir kısmı, yaşam boyu depresif bir hayat sürerler; kimi sessiz sedasız, ama bin bir güçlükle mücadele ederek yaşar, kimi de çeşitli davranışlarla sürekli çevrelerini rahatsız ederler.
Bazı kadınlar da çok küçük yaşlarda kavuşamadıkları birilerine saplantılı bir biçimde aşık olup, yaşamlarının geri kalanında kalplerini başka aşklara kapatmışlardır.
Gerek aşkı yaşamamış, gerekse saplantılı bir aşkı olan kadınların büyük bir kısmı mutsuz ve sorunlu bir hayat sürdürürler. Bu mutsuzluk onlarda cinsel soğukluğa dönüşür. Böyle kadınların birçoğu eşleriyle cinsel ilişkiye girmekten kaçınırken, bir kısmı da cinsel birleşmeyi evliliğin bir gereği gibi algılayıp pasif bir rol üstlenir.
Tüm bu kadınlar hiçbir zaman mutlu olamaz, erkeklerle sonu olmayan bir yarışın içine girerler ve çeşitli karakter özellikleriyle varlıklarını devam ettirirler. Bunlardan bir kaçı şöyle sıralanabilir: