
Disiplin, bir düzenli yaşama sistemidir. Kuralları tanıyıp onlara uymak ve başkalarının haklarına saygı göstermek demektir. Ancak genellikle insanlar günlük dilde disiplini emir verme, denetleme, sert olma, cezalandırma olarak algılamaktadır. Disiplinin kaynağı ailedir, insanda disiplin, hayatın ilk günlerinde başlar.
Ceza ise, hoşlanılmayan davranışa verilen tepkidir. Cezanın amacı, istenmeyen davranışı engellemektir. Ceza uygulanan kişi, yeni bir davranış kazanmaz, sadece davranış yelpazesindeki bir davranışı bastırmış olur. Bu anlamıyla ceza, yeni bir davranış öğrenmeyi değil, istenmeyen davranışı yapmamayı sağlar.
Annelerin disiplin ve otorite kurma konusunda güçlük çektiği aile ortamlarında, babalar özellikle otorite ve gücü temsil eden kişilere dönüştürülür. Bu tür ailelerde, otorite ve disiplinin ürkütücü ve olumsuz çehresini taşımak istemeyen anneler, bu sevimsiz rolü babaya yükleyerek, bu çetin sorumluluktan sıyrılırlar. Genelde otoriteden çekinildiği, korkulduğu için de çocuğun bu kimlikteki babasıyla yakınlık kurması oldukça zordur.
Annelerin, kendi güç ve otoritelerini kullanmak yerine, bunu babaya devretmeleri, aslında babalara yapılan hayati bir haksızlıktır. Gün içinde evde olup bitenlerden habersiz eve dönen bir babayı, evin polisi ve bekçisi hâline getirmek, erkeğe haksızlık olduğu kadar, çocuklarla baba arasındaki sağlıklı iletişime de çok büyük darbe vurur. Anne kendine "iyi" rolü seçtiği için, baba çocukların nezdinde "kötü", geçimsiz, korkulacak figür hâline gelir. Böylelikle çocuklar babalarının gerçek insan yüzünü tanıyamaz, hayatlarındaki "ilk erkek" figürünü sınırlı ve yanlış öğrenirler. Oysa annenin görevlerinden biri de, çocukların babalarıyla iletişimlerini düzenlemektir.
Babalar, çocukları hangi yaşta olursa olsun, onlardan yaşına oranla daha olgun davranışlar bekler ki bu yanlıştır. Çocuklar yetişkin değildir. Çocukluk dünyası ile yetişkinlerin dünyası arasında duygusal ve düşünsel açıdan büyük uçurum vardır. Çocuklar çocukluk yapacaklardır ve çocukluk yaptılar diye de cezalandırılmayacaklardır.
Çocuğun istenmeyen davranışları düzeltilmelidir. Öncelikle bu davranışın sebebi araştırılmalı ve ardından bunu ortadan kaldırmanın yolları aranmalıdır. Çocuğun yaptığı ciddi yanlışlar düzeltilmez ve ikaz edilmezse çocuk bunu normal bir davranış olarak kabul edebilir. Çocuk kötü davranışları ilk defa yaptığında pek tehlikeli sayılmayabilir, ancak bundan bu tür davranışların önemsiz olduğu anlamı da çıkarılmamalıdır. Bunlar ciddi sorunların belirtileri olabilir.
Baba, öncelikle, çocuğu yanlışa düşmeden evvel ona doğruyu öğretmekle ve çocuğunu yanlışa sevk eden sebebi tespit edip çözüme kavuşturmakla sorumludur.
Baba, çocuğunun yanlış davranışını düzeltilirken;
- Çocuğun yaşı, gelişim evresi/psikolojisi,
- Yanlışa düştüğü konu hakkındaki önbilgi,
- Pişmanlık durumu,
- Yanlışın türü, konusu,
- Yanlışın işleniş şekli,
- Çocuğun aynı yanlışı daha önce işleme adedi gibi faktörleri dikkate almalıdır.
Psikolog Rukiye Karaköse