
Aslında başlık herşeyi açıklıyor. Bebeğinizle yüz yüze var olma zamanı gelip çattı. Bebeklerin asli görevi, özellikle yüzleri aranmak, onları görebilmeye çalışmak ve etraflarında birilerinin olup olmadığıyla ilgili yeteneklerinin elverdiği ölçüde çaba göstermektir. Bu bakımdan zamanınızı bu meseleye odaklamak ve minik bebeğinizin yüzüne bakabilmek için göstereceğiniz çaba, onun hayatının ilk senesinde yapıp yapabileceğiniz en önemli aktiviteler arasında gelir. Bunun için ille de bir 'ajanda' sahibi olmanıza ya da, bebeğinize delice tutkun olmaya çalışmanıza da lüzum yoktur; yalnızca orada olmanız yeterli olacaktır.
Bebeğinizle yüzyüze sohpet etmeyi deneyebilirsiniz. Eğer bebeğinize söyleyecek bir şey bulamıyor olduğunuz duygusuna kapılacak olursanız, hatta bunu kendinize bile itiraf edemiyorsanız, O’na gününüzün nasıl geçtiğini anlatabilirsiniz. Bunu da beceremiyorsanız, sadece bebeğinizin yüzüne bakmanız, zamanla aranızdaki bağa büyük katkı sağlayacaktır. Kaldı ki, yüzünüzle yapabileceğiniz her türlü gösterinin size sevinç ve ilgi olarak geri döneceğinden emin olabilirsiniz. Gözlerinizi fıldırfıldır oynatmanız, şaşırdığınızı yüzünüzle belli etmeniz ve hatta bebeğin yüzüne minik üflemeler ve şaşırtacak sesler eşliğinde gülücükler saçmanız - ki goriller bile bebekleriyle oynarken bu numaralara başvururlar - emin olun ki bebeğinizi çılgınca mutlu etmeye yetecektir.
Diğer taraftan bu hal, sizin belki de hayatınızda ilk defa şu meşhur, sözde olgun, yetişkin tavrınızdan arınacağınız ana rastlayacak ve içinizdeki çocuğun kıkırdadığını hissedeceksiniz. Çünkü emin olun kimse o sıkıcı, ciddi babalardan birine daha sahip olmayı - tıpkı etrafınızdaki dostlarınız gibi - arzu etmez. Yani tamam, o 'cool' babalardan biri olarak hissetmiyor da olabilirsiniz, ama bir düşünsenize, siz bile küçükken, tıpkı öteki küçük çocuklar gibi gönlünüzün bir yerlerinde aynı şeyi hissetmemiş miydiniz? “Ben asla böyle sıkıcı, soğuk, uzak ve ilgisiz bir baba olmayacağım” türündeki yeminlerinizi unuttunuz mu yoksa ? E, öyleysa haydi bakalım, manevra ve tatbikat vaktiniz geldi. Neden? Çünkü bebekler, siz onlara ilgi ve alaka göstermediğiniz müddetçe, sizin ne yaptığınızla pek ilgili değildirler. (Maalesef)
Diğer yandan, yüz yüze olma zamanı bir manada taktik manevra zamanı olarak da algılanabilir. Bebeklerin sinir sistemlerinin ellerini kontrol edebilmelerine müsaade etmelerinden önce, Onlar istemli ya da istemsiz olarak bir şeylere uzanmaya ve dokunmaya meyillidir. Bu dokunma arzusunun içine, balıklama olarak siz de atlayabilirsiniz.
Bakın, size bir taktik: Bebeğinizin minik ellerini alın... Oları yüzünüze sürün. Emin olun, yüzünüz pürüzlü - pürüzsüz, ya da traşlı veya traşsız olsun, çok hoşuna gidecektir. Burnunuzu ya da kulaklarınızı çekiştirmesi size herhangi bir zarar vermeyeceği gibi, bu durumdan her ikiniz de son derece hoşnut olacaksınız. Çünkü yaşadığınız bu anlar sizi baba – kız/oğul bir ömür boyu tutacak bağın en güçlü ilmiklerinden birinin dikişi anlamını taşıyor işte.
Yine de duruma böyle yaklaşmayan, görece dağınık kafalı başka bebekler de yok değiller tabii. Mesela siz yine, tüm sevgi ve iyi niyetinizle onunla yakınlaştığınızda size sırtını dönebilir; bundan gocunmanıza gerek yoktur aslında. Sadece oynadığı oyuna doymuştur. Bu açığı kapatabilmenin tek yolu da, onun yüzüne hep daha fazla bakabilmenizdedir. A, tabii bu arada kendisinin yerine, empati duygusu içinde koyduğunuz benliğinizle, onun, bazı zamanlarda düşmüş çenenizden pek de hazzetmeyebileceğini varsaymanız da gerekebilir.
Rahşan Atasoy