Tüylü dostunuz, köpeğiniz. Ve bebeğiniz… Bir insan Dünyaya getireceğinizin ayırtına varasıya dek, köpeğiniz size adeta evlatlık etti. Ve birden bire, bebek gelince etrafınızı saran tanıdıklar, komşular ve hatta aile bireyleri, bir ton iyi tavsiye eşliğinde ufaktan ufaktan sızlanmaya başladılar: “Allahaşkına artık şu köpekten niçin artık kurtulmuyorsun; hem artık o çok rahatsız görünüyor; kim bilir, belki de bebeği ısırıverir…” Sorumlu ana baba tavrıyla köpeğinize yeni bir ev aramaya koyulmadan önce, niçin zavallı köpeğinize pek yakında bir tür ‘kardeş’e sahip olacağını hissettirmiyorsunuz ki! Bunu yapabilirsiniz; üstelik çok da kolay olur. Ve ayrıca bunun için en iyi dostunuz olan bir canlıyı hayatınızdan çıkarmanıza da gerek yok.
Bu koşullar altında sadakat eğitimi, tam anlamıyla bir mecburiyettir. Evet, biraz stresi beraberinde getirmekle birlikte son derece önemli bir şeydir bu; köpek için olduğunca, sahip için de gerekli bir tecrübedir. Köpeğinizle doğru şekilde nasıl ilgileneceğinizi öğrenmek ve köpeğinizin her hangi bir iletişimden beklentilerinin ne olduğu, yeni bir bebeğin varlığı ışığında çifte kavrulmuş ölçüde önem ve hassasiyet içerir. Bu sınıflar sadece köpeğinize ideal davranışı öğretmekle kalmaz; ama ayrıca sosyalleşme adına da güçlü bir bağın oluşmasına ön ayak olur. Kalabalık bir odada, hatta birçok köpeğin bile bulunabildiği bir yerde kendi başına davranabilmeyi öğrenen bir köpek; bebek odadayken de pekala bununla başa çıkabilecektir.