
Yeni doğan bebekler üzerinde gerçekleştirilen araştırmalar, ilkel beyin sistemlerinin faaliyetini gösteren bazı eğilimleri saptamıştır. Yakın bir zamana dek, yeni doğmuş bebeklerin çevrenin bir takım davranış kalıplarını kendilerine nakşetmesini bekleyen boş birer tabaka olduğuna inanırdık. Halbuki, artık bebeklerin kısmen programlanmış olarak doğdukları anlaşılmaktadır. Örneğin, bebekler kendileriyle ilgilenen yetişkinlerle içgüdüsel bir dostluk kurmaktadır. Annelerinin sesini tercih etmekte ve doğumdan kısa bir süre sonra konuşma seslerini anlama ve hatırlama çabasına girmektedirler. Bebekler, nesnelerden ziyade yüzleri andıran görüntülere bakmayı severler. Yeni, hareketli ya da sesli nesnelerden zevk alırlar. Yeni doğan bebek, yaklaşan bir nesne algıladığında şiddetli bir kaçınma refleksi gösterir ya da düştüğünü hissederse tutunma hareketleri yapar. Anne-babalar, bebeklerini dik tuttuklarında onun yürüme hareketleri yaptığını görerek şaşırırlar. Bazıları da, bebeklerinin yüzebildiğini keşfeder. Bu tür refleks yeteneklerinin bir bölümü birkaç hafta, bir bölümü ise birkaç ay sürer. Fakat sonuçta, beynin ilkel bölümleri daha gelişkin olan komşularına, yani beyin kabuğuna yenik düşerler.