
Çocukla daha yoğun ilişki kuran, bakımında ve eğitiminde yükün ağırlığını çeken anne üzerinde çok yazılıp çok konuşulmuştur. Bir yandan annelerin önemi vurgulanmış, öte yandan da eleştirilerin çoğu onlara yöneltilmiştir. Eğitimdeki aksamalardan en çok anneler sorumlu tutulmuş; buna karşılık babanın rolü üzerinde gereğinden az durulmuştur.
Annenin, ilk yaşlarda çocuk gelişimine katkısı gerçekten çok büyüktür. Özellikle ilk yaşlarda ana ölümünün baba ölümünden çok daha yıkıcı sonuçlar doğurduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ancak on yaşından sonra baba ölümü ile ana ölümü denk ölçüde örseleyici olabilmektedir.
Kuşkusuz bu bulgular, çocuğun yetişmesinde babanın katkısının önemsiz olduğunu göstermez. Babanın evden kısa ve uzun süreli ayrılıklarının bile çocukları olumsuz yönde etkilediğini gösteren gözlemler vardır. Örneğin, baba askerlik ya da iş gereği aileden uzun süre ayrı düştüğünde, özellikle erkek çocukların okul başarılarının düştüğü, daha güvensiz ve anneye daha bağımlı oldukları, davranışlarının bozulduğu saptanmıştır. Babanın ayrılığı okul öncesi yıllara rastlarsa, çocuk erkek kimliğini kazanmakta geri kalır. Uzun ayrılıklar anneye de taşınması güç sorumluluklar bırakmakta, onu güvensiz
ve tedirgin kılmaktadır. Evin bütün yükünü taşımak zorunda kalan anne, çocuklarına karşı daha sabırsız ve daha az hoşgörülü davranmaktadır.