
Bebeğinin doğumundan sonraki ilk haftalar bir annenin hayatındaki en güzel zamanlar olsa gerek, öyle değil mi? Ama her zaman öyle değildir. Hamileliğin eşinizin duygularını nasıl değiştirdiğini gözlemlediniz. Bir dakika önce mutlu, bir dakika sonra ağlıyor. Şimdi bebek artık doğdu ve hormonları normale dönmeli diye düşünüyorsunuz. Ama öyle değil. Biz de böyle olmasını istemezdik. Hormonlar onun süt yapabilmesi ve annelik sezgilerini oluşturmasını sağlar. Çoğu kadın için, annelik hormonu olan prolaktin diğer tüm hormonlardan daha baskındır ve buna az miktarda olan ve henüz bastırılamamış testesteron da dâhildir. Prolaktin genelde anneyi mutlu yapar. Ama bazı kadınlar, kendilerinin suçu olmayan, beyin hormonlarındaki dengesizlik yüzünden moral bozukluğu yaşarlar. Sonuç mu? Doğum sonrası depresyonu.
Bu depresyonun yeni doğum yapmış kadınlarda görülmesi normal bir durumdur. Aslında kadınların yüzde seksen beşi, doğumdan sonraki birkaç hafta ağlama, alınganlık, korku ve endişe gibi deneyimler yaşarlar. Genelde bu semptomlar annenin hormonal dengesinin prolaktin baskısı sonucu değişmesinden kaynaklanır. Ama her zaman değil. İşte siz burada devreye giriyorsunuz. Babanın, anne olma sevinci yaşayan eşinin bu durumunun, doğum sonrası depresyonuna dönüştüğünü fark edebilmesi önemli bir husustur. Farkı, semptomların ne zaman başladığı ve ne kadar sürdüğüne bakarak görebilirsiniz. Bu durum genelde doğumdan sonraki ikinci haftanın sonunda biter. Eğer anne bu zamana kadar kendi normal mutlu haline dönmediyse veya bebek doğduktan sonraki bir iki ay depresif ise bir şeylerin yolunda olmadığından şüphe edebilirsiniz.
Bu depresif modun yanı sıra, heyecanlanma, bitkinlik, normalde eğlendiği şeylerden daha az keyif alma, zayıf konsantrasyon, kararsızlık, düşük iştah, uykusuzluk, kötü bir anne olduğunu düşünme, suçluluk ve gereğinden fazla bebeğin sağlığından endişe etmek gibi daha ayrıntılı semptomlarda görülebilir. Doğumdan bir iki hafta bu semtomların bir kaçını görmeniz doğaldır ama bu semptomlardan dört ya da daha fazlasını gün ve gün gösteriyorsa, o zaman harekete geçmelisiniz. Özellikle eşinizin hamilelikten önce psikolojik problemler yaşayıp yaşamadığını gözlemleyin, eğer yaşadıysa doğum sonrası depresyonunu da yaşaması yüksek bir olasılıktır.
Çocuğunuzun annesinin problemlerinin olmasını kabullenmeniz sizin için zor olabilir. Hiç kimse karısının anneliğe hazır olmadığını bilmek istemez. Eğer arkadaşlarınız veya akrabalarınız eşiniz hakkında endişelendikleri ifade ederlerse ve siz bu depresyonu fark etmediyseniz, onların endişelerine kulak verin.
Eğer eşiniz böyle bir durumdaysa ne yapmalısınız? Onunla oturun ve endişelerinizi paylaşın. Bunu çok nazik bir dille yapmalısınız tabii ki. Anlayışlı ve destek olan bir koca, depresyondaki bir anne için en iyisidir. Anne ile nasıl hissettiği, ne yaşadığı hakkında konuşmaya çalışın.
Onun doğum uzmanı veya yardımcı ebesini arayın ve ikiniz içinde bir randevu ayarlayın. Genelde bu depresyon kontrolü doğumdan sonraki altı hafta dolmadan yapılmaz ama eğer siz bir problem olduğuna inanıyorsanız, bu beklemek için çok uzun bir süre. Doktor ya da ebe eşinize bu durumun üstesinden nasıl geleceği konusunda önerilerde bulunabilir. Daha derin depresyonlarda aile terapisti veya psikolog çok değerli yardımlarda bulunabilir. Doğum uzmanı veya psikiyatrisi ona kısa sürede kullanmak ve bunu atlatması sağlamak için anti depresan bir ilaç yazabilir(bu ilaçların çoğu emziriyor olsa da kullanabileceği ilaçlardır.) Ama bu son çare olmalıdır. Hemen ilaç tedavisine başlamaktansa, eşinize aile olarak destek olabileceğiniz bir sürü yol var.
Ona bebek bakımında yardımcı olmak için, işinizden ekstra izin alın. Eşinizin şu an size her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Bu nedenle bebeğinizin de. Eğer bu depresyon şiddetli ve uzun sürerse, anne ve bebek arasındaki duygusal bağ zayıf olacak ve bu da bebeğin sosyal ve entelektüel gelişimine zararlı olacaktır. Bebeğinizin ihtiyacı olan bu ilgiyi anne düzelip bunu sağlayana kadar ona siz vermelisiniz.
Ne şans ki, araştırmalar anne sütünün bebeği, annenin depresyonun etkilerinden koruduğunu söylüyor. Diğer bir deyişle, anne sütü emen bir bebek ile yeterince ilgilenirse bebek normal gelişiminden bir şey kaybetmeyecektir. Araştırmalar ayrıca emziren annelerin bu depresyona çok daha kolay girebileceğini de söylüyor. Bu nedenle anneyi emzirme konusunda, cesaretlendirmeye devam etmelisiniz.
Emzirmenin zorlukları vardır, stresi ve depresyonu arttırabilir. Meme ucu ağrısı, erken sütten kesmeye yol açan yaygın bir durumdur ve depresyonu arttırdığı görülmüştür. Emzirmede sorun yaşayan annenin, bunu sürdürmesi için ona cesaret verilmesi ve yardım alması önemlidir.
Arkadaş ve aile desteğinizi toplayın. Ama yardım eden herkesin hassas ve anlayışlı davrandığından emin olun. Depresyondaki bir anne için, onu hor gören bir kayınvalideden daha kötü hiçbir şey olamaz. Bebeğinizi kontrol için doktorunuza götürdüğünüzde depresyondan bahsedin.
Eğer eşiniz günlük egzersiz programına başlamakta istekli ise, (doğum uzmanına bunun sağlıklı olup olmadığını sorun) Haftada iki veya üç kez egzersiz yapmanın anti depresif etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Doğumdan sonraki bir iki hafta eşinizin bu egzersizleri çok gayretli olmayacaktır.
Depresyondaki bir anne için en iyi egzersiz, her sabah canlılıkla yapılacak bir yürüyüş olacaktır. Bu onun aklını endişelerden temizler ve yeni güne taze bir başlangıç yapmasını sağlar.
Bu yürüyüş sırasında bir bakıcı bebeğe bakabilir veya sizin çalışma saatiniz uygunsa siz bakabilirsiniz. Ya da anne bebeği, bebek arabasına koyup beraber yürüyebilirler. Etrafta dolaşan aileler görürse bu annenin moralini yükseltebilir.
Depresyonla mücadelede, beslenme büyük rol oynar. Çoğu araştırma omega-3 yağlarının, anti depresan ilaçların yaptığı biokiyasal etkinin potansiyel etkisinin dışında aynı etkiyi yaptığını gösteriyor. Anne haftada birkaç kez balık yiyerek bu yağlardan zengin miktarda alabilir. (Somon balığı en sağlıklısıdır). Yumurta da bu yağlardan içerir. Eğer anne balık yemekten hoşlanmıyorsa, balık yağı kapsüllerinden yutabilir. (DHA ve EPA içerdiğinden emin olun)
Eşinizden saklanmaya ve kaçmaya çalışmayın. Onunla samimi bir şekilde depresyonu hakkında konuşun. Verdiği tepkilerden, çabalarınızın ne derece faydalı olduğunu ölçebilirsiniz. Onun durumu kabullenip bu konuda çabalaması iyiye işarettir. İnkâr edip sizi suçlaması ya bir sorun olduğunu ya da durumun sizin tahmin ettiğinizden daha şiddetli olduğunun işaretidir. Sağlık danışmanınız, destek grubunuz ve aileniz bu durumda yardımcı olabilir.
Doğum sonrası depresyonu ile mücadele eden bir eşe sahip olmamak büyük hayal kırıklığı yaratabilir. Bazı babalar eşlerinin bu durumu atlatmadaki başarısızlığından dolayı sinirle kendilerini ifade ederler. Anne zaten yeterince suçlu hissediyor, kocasının buna biraz daha ilave etmesine hiç ihtiyacı yoktur.
Siz muhtemelen eşinizi bebeğine çok iyi bakan, harika bir anne olarak gözünüzde hayal ediyordunuz.Yakında bir gün öyle olur ama o bu depresyonu bir iki ayda atlatana kadar biraz sabırlı ve ılıman olmanız gerekiyor.
Uygun şekilde tedavi edilirse, eşiniz çok daha çabuk anneliğini benimseyecek ve bebeğinizin gereksinimlerini sağlayacaktır. Bu zaman içerisinde evde ona yardımcı olmanız, bebeğinizle aranızdaki bağı da güçlendirecektir.
Bilmeniz geren bir doğum sonrası durumu daha var. Araştırmalar bazı babaların doğum sonrası hafif bir depresyona girdiklerini söylüyor. Bu sadece maddi sıkıntılar arttığı için değil ayrıca hormonsal baskılardan dolayı ortaya çıkıyor. Size hangi sorununuz olursa olsun eşiniz veya arkadaşınızla paylaşmanızı öneriyoruz. Egzersiz yapmak ve sağlıklı beslenmenin de çok faydası olur.