Fiziksel veya duygusal şiddetin bulunmadığı evlerde çocukların şiddet yüklü imgelere maruz kalmadığı yazık ki pek söylenemez. Onların 'şiddet banyosu' yaptıkları yegâne kaynak, aslında günde en az üç saatlerini ayırdıkları televizyondur. Hatta bununla beraber, video oyunları, müzik ve filmler de onlar için inanılmaz düzeyde şiddet içerikli olabilmektedir.
Körü körüne duygusal olduğu kadar, evde ve yakın çevrede varlık gösteren davranışsal ve bilişsel, hatta sosyal kanaat öncülerinin de, bu etkilenmeye açık medya şiddetiyle birleşerek agresyonu ve anti sosyal davranışı tetiklediği ve var olan ortamı daha tehlikeli hale getirebilme olasılığı adına anlaşılmış, bunun da ötesinde geleceğin olası şiddet eylemleri için çocukları yönlendirir hale getirebilmeye elverişli bulunduğu görülmüş durumdadır.
Şiddete evlerinde maruz kalan çocuklar adına konuşacak olursak, bu medyatik görüntüler, içlerinde kudret ve şiddeti barındıran bu ana kaynaklar, yani bu sözde kültürel değerler, çocukların evlerinde neyi nasıl model aldıklarını da gözler önüne sermektedir.