
Erken çocukluk dönemi, yaşamın temelini oluşturur. Bu dönemde, çocuğun sağlığı ve beslenmesi kadar, aile ortamının ona sağladığı duygusal destek de son derece önemlidir. Bu dönemdeki yaşantılar, çocuğun gelecekte hayata bakış açısını da önemli ölçüde etkiler. Sağlıklı, mutlu, yaratıcı insanlar yetiştirebilmek için bu dönemi tanımak ve iyi şekilde değerlendirmek gerekir.
Yapılan araştırmalar ve çağdaş eğitim alanındaki uygulamalar; nitelikli, sağlıklı ve istenilen davranışlara sahip nesilleri yetiştirmek için eğitime erken yaşlarda başlanmasının gerekli olduğunu ortaya koymuştur. Bilimsel olarak; erken yaşların çocuğun zekâ, kişilik ve sosyal gelişiminde çok önemli olduğu ve bu yaşlardaki ihmalin olumsuz etkilerinin sonraki dönemleri de etkilediği ortaya çıkmıştır. Araştırmalar, çocukların büyüme ve gelişmesini destekleyen deneyim fırsatlarının, gelişimin kritik olduğu dönemlerde sağlanmasının önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Erken çocukluk eğitiminin tanımı düşünüldüğünde; erken çocukluk, çocuğun doğduğu günden temel eğitimin ilk iki yılını kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında önemli rol oynayan; bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihinsel ve dil gelişmelerinin büyük ölçüde tamamladığı, kişiliğin şekillendiği, ailelerde ve kurumlarda verilen eğitim süreci olarak tanımlanabilir.
Okul öncesi eğitimin kapsamı çeşitli özellikler dikkate alınarak belirlenebilir
Hedef kitle dikkate alındığında; okul öncesi eğitimin kapsamını 0-6 yaş grubundaki çocuklar ve aileleri oluşturmaktadır. Bu yaş grubundaki çocuklar genellikle, 0-3 yaş grubu, 4-5 yaş grubu ve 6 yaş grubu olarak kendi içinde üçe ayrılmaktadır.
Türkiye'de okulöncesi eğitim basamağında hizmet sunan kurum ve kuruluşlar dikkate alındığında ise; okulöncesi eğitimin kapsamına Milli Eğitim Bakanlığı, Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve çocuk Esirgeme Kurumu, Çalışma Bakanlığı Kamu İktisadi Teşekkülleri, özel ve tüzelkişilerle, üniversiteler girmektedir. Bu kurum ve kuruluşlar okulöncesi çocuklarına kreş, çocuk yuvası ve gündüz bakım evi, anaokulu, anasınıfı, uygulama sınıfı gibi adlar altında okulöncesi eğitim hizmeti sunmaktadır. Bu noktada adları sayılan bu kurumların da okulöncesi eğitimin kapsamı içinde yer aldığı söylenebilir.
Bu öğretim basamağının programlarında temel alınan gelişim alanları dikkate alındığında; eğitim kapsamına bu yaş grubundaki çocukların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri girmektedir. Erken çocukluk döneminde kurumsal olarak yürütülen okulöncesi eğitimin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak;
- Çocukların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden gelişmelerini ve iyi alışkanlıklar kazanmalarını sağlamak.
- Çocuklara hayal güçlerini geliştirme, yaratıcı yollarla düşünce ve duygularını anlatabilme becerilerini kazandırmak.
- Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamak.
- Koşulları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak.
- Çocukları ilköğretime hazırlamak
Temel ilkeler
Erken çocukluk döneminde, daha önce de bahsedildiği gibi, çocukların öğrenme hızı çok yüksektir. Her yaş grubunun genel gelişim özelliklerinin ortak olmasına rağmen, her çocuğun kendine özgü olduğu unutulmamalı. İnsan yaşamında önemli bir yeri olan erken çocukluk eğitimi, bazı temel ilkelere dayanmaktadır. Bu ilkeler şöyledir:
- Okul öncesi eğitimde çocuğun etkin katılımı önemlidir.
- Çocuğa verilen eğitim, onun gereksinimlerine uygun olmalıdır.
- Çocukların gereksinimlerini karşılamak için uygun eğitim ortamları hazırlanmalıdır.
- Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve ihtiyaçları ile okulun ve çevrenin olanakları göz önünde bulundurulmalı.
- Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarına gereken önem verilmelidir.
- Eğitim, çocuğun bildiklerinden başlamalı ve deneyerek öğrenmesini sağlamalıdır.
- Çocuklar için en uygun öğrenme yöntemi oyundur
Eğitimde, çocuğun özdenetim geliştirmesine olanak sağlanmalıdır. Çocukla iletişimde hiçbir şekilde kişiliğini zedeleyecek şekilde davranılmamalı, kısıtlama olmamalıdır.
Erken çocukluk döneminde sunulan hizmetler yaygın olarak kurum merkezli hizmetlerdir. Bu hizmetler daha çok şehir merkezlerinde ve gelişmiş bölgelerde yoğunlaşmıştır. Özellikle 0-3 yaş döneminde verilen hizmetler hedeflenen kitleye daha az ulaşmaktadır. Hizmetlerin çeşitlendirilmesi ve ülke çapında yaygınlaştırılması gerekmektedir. Erken çocukluk eğitimi hizmetlerinin yüzde 100'e yakın oranlarda yaygınlaştığı ülkelerde farklı kesimlerin ihtiyaçlarına uygun birçok modelin kullanıldığı görülmektedir. Özellikle sivil toplum örgütleri erken çocukluk hizmetlerinde aktif rol almaktadır.
Ülkemizde, erken çocukluk hizmetlerinin yaygınlık oranının yüzde 17'ler civarında olduğu ve ülke çocuklarının çok az bir kesiminin erken çocukluk hizmetlerinden yararlandığı düşünüldüğünde, bu konuda ciddi çalışmalar yapılmasının gerekliliği açıkça görülmektedir. Yaygınlaştırma çalışmalarında, şu anda en çok kullanılan model, kurum merkezli okulöncesi eğitim yaklaşımıdır. Ancak, modelin erken çocukluk eğitimi gereksinimini bütünüyle karşılayabilmesi uzun bir süreç ve geniş bir bütçe gerektirmektedir. Ayrıca, bu model ile çoğu zaman farklı kitlelerin gereksinimlerine cevap verilememektedir. Bu nedenle, erken çocukluk hizmetlerinin değişik grupların gereksinimlerine uygun şekilde ve hızla yaygınlaştırılabilmesi için farklı modellere gereksinim vardır.
Çocuklarını yetiştiren ve çocuklarla günün büyük bir kısmını ya da tamamını beraber geçiren yetişkinlerin eğitilmesini ve desteklenmesini hedefleyen aile eğitimi yaklaşımı, bu modellerin en önemlilerinden birisidir. Aile eğitimi yaklaşımında, küçük yaş gruplarındaki çocukların ev ortamında aileleri ile eğitimi esas alınmakta ve her yönü ile çocuğun yaşam kalitesinin arttırılması hedeflenmektedir. Bu hizmet aynı zamanda aile kuruma çağrılarak da yürütülebilmekte ve ev ziyaretleri ile, ev ortamının niteliği geliştirilmektedir. Bu modellerin yanı sıra kurumsal eğitimle bütünleştirilmiş kurumsal eğitim programına aile katılımını esas alan aile eğitim modelleri de bulunmaktadır. Uzaktan eğitim yaklaşımı, çocukluk eğitiminde önemli yere sahiptir. Bu yaklaşımda, basın yayın organları yolu ile çocuklar ve ailelerinin eğitimi hedeflenmektedir. En büyük avantajı geniş kitlelere hizmet götürebilmesidir. Bu nedenle basın yayın organlarına görev düşmektedir.
Sonuç olarak, erken çocukluk döneminin çocuğun gelişimi açısından ne kadar önemli olduğu ve bu dönemde çocuğa sunulan tüm uyarıcıların beyin gelişiminde ne kadar etkili olduğu bilinmektedir.Bu sebepten dolayı eğitim hizmetlerinin, her aile ve çocuğa yaygınlaştırılması yaşamsal önemdedir.
Prof. Dr. Esra Ömeroğlu - Gazi Ü. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı