
Oyuncaklar, çocuğu mutluluğa ulaştıran en kestirme yoludur. Oyuncak, oyunların temel yapıtaşlarıdır. Oyuncaksız oyun neredeyse yok gibidir. Oyunu şekillendiren her şey bir oyuncaktır. Öyle ki, oynanan mekân bile bir oyuncak sayılır.
Oyuncaklar hayatın yalın bir kopyası, hatta yaşamın kendisidir
Çocuk yaşamı oyuncaklarla taklit eder ve onlarla öğrenir. Çocuğu oyuna götüren her unsur bir oyuncaktır. Kimi zaman annesi, kimi zaman arkadaşı, kimi zaman evdeki koltuk bir oyuncak olur. Çocuğun oynamasına araç olan her şey oyuncaktır. Yemek yerken kaşık, çatal, yemek, sofra bezi birer oyuncak olabilir; banyo yaparken sabun, musluk, lif birer oyuncağa dönüşebilir. Bebek meme emerken annesinin takıları, giysinin düğmeleri, gömleğinin yakaları birer oyuncak haline gelebilir.
Kimi zaman oyuncak oyuna öncülük eder, kimi zaman da oyuncaksız başlanan oyunda herhangi bir nesne oyuncak oluverir. Hatta bazen çocuğun kendisi bir oyuncak olur. Güdüsel bir hareketle kollarını açarak etrafında dönmeye başlayan çocuk, "Ben hızla dönen bir pervaneyim" diyerek kendini bir pervane olarak görmeye başlar. Dönmeye başlarken böyle bir kurgu aklından geçmemekle beraber oyunun içinde keşfeder. Ayrıca parmakları, elleri, kolları zaman zaman birer oyuncak oluverir ve oyundan oyuna biçim ve görev değiştirir.