Hoşgeldiniz (Küçükİnsan için belirlediğiniz kullanıcı adı-mail adresi ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz) Arama | Aktif Konular | Giriş

Yeni Konu Cevapla
Gelin - Kaynana İlişkisi
Admin Offline
#1 Gönderildi : 17 Ağustos 2010 Salı 12:16:00(UTC)

Sıralama: Administration

Gruplar: Registered, Registered, Registered, Registered, Administrators
[Joined]: 8.8.2010(UTC)
Mesajlar: 178
[Points]: 549
[Location]: İstanbul

1 Kere Teşekkür Etti.
30 Mesajına Toplam 46 Kere Teşekkür Edildi.
Evlendikten sonra yepyeni bir çevreye girersiniz. Eşinizin arkadaş çevresi sizin yeni çevreniz olur. En güzeli, bir de anne-baba edinirsiniz. Bu olayın nesrinden baktığınıza göre değişir tabiî ki. Benim zaten anne-babam var deyip, anne- baba kelimelerini yalnız kullanmak yerine, örneğin ?Ayşe anne?, ?Mehmet baba? gibi kişilerin kendi isimleriyle kullanabilirsiniz, bunu yapan birçok kişi var.

Kelimelere takılmak yerine benim içine bu kişiler ne ifade ediyor diye düşünmek daha doğru. Burada da eşinize verdiğiniz değer saygı ve yüklediğiniz anlama devreye giriyor. Bu da otomatikman eşinizin ailesiyle kurduğunuz ya da kuracağınız ilişkinin çerçevesini belirliyor.

Çevreniz bize öğrettiği bir diğer şey de, eşinizin annesiyle anlaşmanın çok zor olduğu kaynanaların zor insanlar olduğu, sizin ve eşinizin neredeyse mutsuzluğu için ellerinden geleni yapacaklarmış gibi bir önyargı yüzyıllardır dolanıp durur.

Siz saha tanışmadığınız ve hiç bilmediğiniz bir kişi hakkında bu olumsuz düşüncelerinizle doluyken, karşınızdaki kişinin size söyleyeceği herhangi bir şeyi tabii ki olumlu yorumlamazsınız. Mutlaka altında bir anlam arar ve durup dururken olumlu bir söylemi bile olumsuz algılayabilirsiniz.

Bu noktada en sık yapılan hata eşinizi olaya yeteri kadar müdahil olmamakla suçlamak olur. Eşinizin, kayınvalidenizle olan diyalogunuza karıştırmayın! Ayrıca eşinizi kayınvalidenizi şikâyet edeceğiniz bir mekanizma olarak da kullanmayın. Eşinizin annesi hakkında yüzde yüz objektif olmasını da beklememek mantıklı olacaktır. Bu işten zararlı çıkan siz olursunuz sevgili gelinler, eşinizi de olayın içine çekip onunla da aranızı durup dururken bozmayın. Kendi işinizi kendiniz halledin. Küsüp konuşmamak hiçbir şeyi çözmeyeceği gibi. İçinizde biriktirdiğiniz her olumsuz duygunun bir gün size psikolojik bir rahatsızlık olarak geri dönebileceğini de unutmayın. Elbette konuşmanın istediklerinizi sağlıklı bir şekilde anlatmanın da yolları var.

Konuşmak iletişim kurmak bir sanattır. İlk olarak karşınızdakini suçlayarak söze girdiğiniz zaman bir sıfır yenik başlarsınız. Kişinin olumlu taraflarını överek ilk adımı atıp, karşınızdaki kişinin gerginliğini ?sinirini alıp?, ardından söylemek istediklerinizi söylerseniz, iletişimin ne kadarda kolay ve sizin istediğiniz yönde gideceğini göreceksiniz. Unutmayın anneler-babalar sevgi yakınlık ve ilgiden başka bir şey beklemezler. Olayları işin içinden çıkılmaz hale getirmek ya da basit bir şekilde çözmek sizin elinizde.

Gözlerdeki sahte gülüşün perde arkası
Hayal kırıklıkları yaşamadan mutluluğun tadını çıkartmak zevksizdir. Ben her zaman mutluyum diyen insanlar kendilerini kandırıyorlar diye düşünüyorum. Her zaman mutlu olmak diye bir şey mümkün değil. Mutluluk rolü oynamak belki de daha doğru tanımlar bu düşünceyi.

Bazı insanlar hiç yakınmazlar. Hayatlarında onca acı huzursuzluk ve sıkıntı olmasına rağmen, yüzlerinde hep bir tebessüm ve gülücük olur. Mutluluk maskesini yüzlerinden çıkartmak istemezler. Kimi zaman bilinçli, kimi zaman da bilmeden bu rolü oynarlar.

Çevrenin ön yargılarından sakınmak için, problemli bir evlilik, çevreye sahte mutluluk tabloları çizer. Ya da sürekli ailesindeki kavgalara şahit olan çocuk, hiçbir şey yokmuş gibi normal hayatına devam etse de okul başarısındaki hızlı düşüş bir şeylerin yolunda gitmediğinin habercisidir.

Mutluluk oyunu oynayan insanların tanımak aslında o kadarda zor değildir. Sahte gülücükler dağıtan insanları elinizle ağızlarını kapatıp gözlerine bakarsanız, aslında gülmeyen bir yüz görüsünüz. Gerçekten mutlu bir gözde, göz çevrelerindeki kırışıklar belirgindir ağız bölgesini kapatsanız bile gözler mutluluğu ele verecektir.

Vücut dilini hafife almamak lazım!
Duygularımızı saklayan ve onları sergilemekten çekinen bir toplumuz genel olarak. Toplum önünde ağlamak zayıflığın göstergesiyse ve ayıpsa eğer, neden mutluluğun bir ifadesi olan gülmek de ayıp olmuyor?

Hele erkeklerin artık şu ağlama fobisini yenmeleri gerektiğini düşünüyorum. Zayıflık göstergesi olarak düşünülen hâlbuki en doğal ve en sağlıklı duygu boşalımlarından biri olan ağlamak, kendinize verdiğiniz değer ve güvenin bir göstergesidir.

Ayrıca duygularınız her ne olursa olsun onu kabullenmenin bir yolu olarak da görebilirsiniz.

Her zaman söylediğim gibi kendinizi ortaya koymaktan korkmamalısınız. Gözyaşınızla kahkahanızla, bütün insani duygularınızla, saklanmadan, maskesiz ve çıplak ortada durabildiğiniz zaman ?kendine karşı güven? listesinde bir basamak daha yükseleceksiniz ve bu da anlık duygularınız her ne olursa olsun kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak.

Uzm.Psikolog Ceyda Şenel
Sponsor  
 
Hızlı Cevapla Hızlı Cevabı Göster
Bu konudaki kullanıcılar
Misafir
Yeni Konu Cevapla
Forumu Atla  
Bu foruma yeni bir konu gönderebilirsiniz
Bu forumdaki konulara cevap yazabilirsiniz.
Bu forumdaki postalarınızı silebilirsiniz.
[You can edit your posts in this forum.]
Bu forumda anketler yaratamazsınız.
Bu forumdaki anketlere oy verebilirisiniz.