Hoşgeldiniz (Küçükİnsan için belirlediğiniz kullanıcı adı-mail adresi ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz) Arama | Aktif Konular | Giriş

Yeni Konu Cevapla
Doğumun Evreleri
Admin Offline
#1 Gönderildi : 17 Ağustos 2010 Salı 15:06:00(UTC)

Sıralama: Administration

Gruplar: Registered, Registered, Registered, Registered, Administrators
[Joined]: 8.8.2010(UTC)
Mesajlar: 178
[Points]: 549
[Location]: İstanbul

1 Kere Teşekkür Etti.
30 Mesajına Toplam 46 Kere Teşekkür Edildi.
Doğum hamileliğin sonudur ve; ayrı ayrı evreleri bulunmaktadır. Doğum başlangıcı doğumun hemen öncesindeki bir evredir. Bu evrede tatsız bir sırt ağrısı hissedilebilir. Doğum eylemi başlamadan bu evrede hiç ağrı olmaksızın zarlar da yırtılabilir.

Doğum eylemi üç evrede tamamlanır. İlk evrede rahim boynu genişleyerek bebeğin başının rahimden çıkıp doğum kanalına girmesine izin verecek genişlikte açılır. Bu dönemde özellikle hareketli olup dik durursanız yerçekiminin de etkisiyle rahim boynu daha kolaylıkla genişleyecektir. Doğum eylemi genellikle ağrılıdır fakat ağrıyı gidermek için seçebileceğiniz birçok tekniği bulunmaktadır. Ve bazı doğumlar normalde olduğu gibi baş aşağı olmaz, yani çocuk doğum kanalından başıyla çıkmaz.

Doğumun ilk evresi
Doğumun başlaması ile birlikte, bebeğinizin doğumuna hazırlandığınız aylar en heyecanlı anlarına ulaşmıştır.

Tıbbi olarak, ilk evre, kasılmalar neticesinde serviksin açılması ve incelmesi ile başlar ve açılma (dilatasyon) ve incelmenin tamamlanması (silinme) ile sona erer. Bu noktada ebe tam olarak açılma olduğunu saptar.

Doğum eyleminde ne olur?
Her kadında farklı olduğundan doğumun başladığından emin olmak zordur. Yine de belli klasik belirtiler - yoğun rahim kasılmaları, serviksin dilatasyon ve incelmesi, zarların yırtılması -doğumun başladığını gösterir.


Kasılmalar

Gerçek doğum başladığında, kasılmaların doğası değişir. Daha ritmik, daha ağrılı hale gelirler ve düzenli aralıklarla oluşurlar. Bu kasılmalar sizin kontrolünüz dışındadır ve bir kere başladılar mı, bebek doğana kadar durmazlar.

Bir kasılmanın başlangıcından diğerine kadar olan zamanı tutabilirsiniz. Erken doğumda, kasılmalar genellikle 30-60 saniye süreli ve 5-20 dakika aralıklı olarak gelir. Bazı kadınlar bunları birbirine yakın hale geldikten sonra, örneğin 5 dakikada birken, fark edebileceğinden değişkenlik gösterebilir. Aktif safhada, kasılmalar genellikle 60-90 saniye sürer ve 2-4 dakika aralıklarla gelir.

Rahim kasları sıkılaştığında, karnınızın alt bölgesine sıkı bir kuşak gibi yayılan, adet kramplarına benzer bir duygu hissedebilirsiniz. Bunun nedeni kan damarlarının kasılmasından dolayı rahim kaslarının oksijensiz kalmasıdır. Rahim çok büyük bir kastır ve kasılmalar sırasında oldukça fazla enerjiye ihtiyaç duyar.

Her kadın, kasılma ağrılarını farklı algılar; ama ağrılar doğumun erken evrelerinde dismenore (adet krampları) karakteri sergileyebilir veya hafif sırt ağrısı şeklinde yorumlanabilir. Bazı kadınlar kalıcı ve şiddetli sırt ağrısı yaşarlar). Çoğu kez kasılmalar, karnınıza yayılan ve birkaç saniye için zirveye ulaşarak daha sonra hafifleyen bir rahatsızlık dalgası hissi uyandırır. Aynı zamanda, rahim kaslarınızda, gevşemeden önceki birkaç saniyelik zirvede ele gelebilen bir sertleşme ve sıkılaşma hissedebilirsiniz.
Kadınlar, kasılmaların düzenli şekilde daha uzun, daha sık ve daha şiddetli hale geleceğini farz ederler. Böyle olmadığı takdirde moraliniz bozulmasın, çünkü kasılmalar değişkenlik gösterebilir. Kasılmalar amansızca birbirini takip ettiğinden, şiddetli bir kasılmayı takiben aynı şekilde uzun sürmeyen, daha zayıf bir tanesinin görülmesi normaldir.

Serviks açılması ve incelmesi

Doğumun ilk evresi süresince, normalde sıkı olan serviks incelmek ve bebeğin başının geçebileceği şekilde açılmak zorundadır.

Latent faz: Serviksiniz, incelmesini (silinme) sağlayacak kasılmalar başlayana kadar ortalama 2 cm. uzunluğunda kalır.

Aktif faz: Serviks kanalı tam olarak silindiğinde, daha sonraki kasılmalar serviksinizi genişletecektir (dilatasyon).

Geçiş fazı: Tam dilatasyon durumunda serviksin ön kısmı 10 cm. açılmıştır.

Serviks, genellikle iki santimetre uzunluğunda ve sıkıca kapalı olan kalın duvarlı bir kanaldır. Son birkaç haftada, gebelik hormonları serviksiniz yumuşatabilir, ama açılıp incelebilmesi için ilk-evre doğumun yoğun kasılmaları gereklidir. Dilatasyon, O?dan 10?a kadar santimetreler ile ölçülür. Latent fazda serviksiniz sadece dört santimetre kadar açılır ve daha sonra aktif fazda sekiz santimetreye kadar ilerler. Geçiş sırasında tam açılırken ağrı artar. Sonuçta, tüm serviks açılarak rahim gövdesiyle bir hale gelir ve bu da bebeğinizin geçeceği tek bir kanal oluşturur.

Doğumda suyunuzun gelmesi
Amniyos kesesinin zarları doğumun herhangi bir anında ağrısız şekilde yırtılabilir, ancak bu genelde ilk evrenin sonlarına doğru olur. Sıvılar akabilir veya damlayabilir; akım yırtılmanın ebadına, yerine ve bebeğin deliği tıkayıp tıkamadığına göre değişir.

Genellikle doğuma yakın bir zamanda zarlar kendiliğinden yırtılırsa, doğum kısa bir süre içinde başlar, bununla beraber ara sıra gecikebilir - eğer bebeğin ilk doğacak kısmı angaje olmadıysa veya bebek doğum için anormal pozisyondaysa. Gecikme normal olgularda da görülebilir. Bu durumda size doğumun uyarılması önerilecektir.

Doğumun ikinci evresi
Doğum, son dokuz aylık hazırlığınızın zirvesidir.

Beklentileriniz gerçekçidir: Ağrısız olması gerekmeyen; ama eşinizle, tanıdığınız ekiple, gerekli teçhizat ve tanıdık bir çevre ile mutlu ve rahat bir doğum. Mutlu ve rahat olmanızdaki en önemli faktör çevrenizdeki herkesin tanıdık kişiler olmasıdır.

Doğumun ikinci evresine doğru
Tam açılma, doğumun ilk evresinin sonunda gerçekleşir. Bunun ilk bulgusu aşırı bir itme işleğidir. Bir görevliden rahim ağzınızı kontrol etmesini isteyin - son kontrolden beri zaman geçmemişse bile itme güdüsü ile savaşmayın; çünkü açılmanın son birkaç santimetresi saniyeler içinde gerçekleşir, ? açılma saptandığında, kuvvetle itebilirsiniz. Ruh haliniz değişecek ve kısa bir süre sonra, bebeğinizin doğumu için çok çalışacağınızdan tekrar enerjiyle dolduğunuzu ve olumlu olduğunuzu düşüneceksiniz.

Doğum sırasında soluma
Size doğum öncesi kurslarında nasıl soluk alıp vereceğiniz öğretilecektir. Doğumun ikinci evresinde iyi soluma tekniklerinin önemi abartılı olmaz. Size vücudunuzu kontrol altında tuttuğunuz hissini verir ve bu sizi oldukça güçlendirir.

İkinci evreye girdiğiniz zaman, soluk alışverişinizi hızlandırmak isteyebilirsiniz. Bu, doğumda kullanmanız gereken en yüzeysel soluma şeklidir, (göğüs ve boğazınızı kullanmak yerine, sadece ağzınızdan soluk almaya konsantre olun. Dudaklarınızın arasından soluk alın ve verin. Buna yavaşça başlayıp dereceli olarak hızlanın. Çok derin nefes vermemeye dikkat edin veya aşırı solumayın. Baş dönmesi hissederseniz, solurken elinizi ağız ve burnunuza kapatın.

Kasılmalar ve itme

İkinci evre, bebeğinizi dışarı doğru ittiğiniz çıkarma evresidir. Ra­him ağzının tam açılmasından bebeğin doğumuna kadar devam eder ve ilk bebek için genellikle iki saatten fazla sürmez (ortala ma bir saat kadar), diğer bebekler için 15-20 dakika kadar süre bilir. Bu zamanda kasılmalar 60-90 saniye uzunluğunda ve iki ila dört dakika aralıklarla gelmektedir.

Hemen hemen kesin bir itme güdünüz olacaktır, bebeğin başı­nın pelvis ve rektumunuza baskı yapması ile oluşur ve istemsizdir. İtişiniz vajinal ve çevre dokuların bebeğin başına yer sağlayacak şekilde gerilmesi için yeterli zaman tanımak üzere düzgün ve sü rekli olmalıdır.
İtme sırasında en etkili pozisyon dik durmadır, doğum iskemle sinde oturun veya oturmayın, kollarınız eşinizin boynuna sarılı durun veya çömelin. Vücudunuzun aşağı yönlü kas kuvveti ve yer çekiminin aşağı kuvveti beraberce bebeğinizi çıkarmak için çalı şırlar.
Yastıklarla desteklenseniz bile sırtüstü yatarken bebeği itmeye çalışmayın, çünkü bu pozisyonda bebeği yerçekimi kuvvetine kar şı itersiniz. Bu daha zorlu bir iştir ve doğum da o kadar yavaş olur.
İtme sırasında, pelvis tabanı ve anal bölge tamamen gevşemiş olmalı, bu nedenle vücudunuzun bu bölgelerini bilinçli olarak gevşek bırakın. Az miktarda idrar veya dışkı kaçırabilirsiniz, ama bundan utanmayın; buna oldukça sık rastlanır ve doğum ekibi bunu daha önce de görmüştür. Bir itme bittiği zaman, iki yavaş, derin soluk alın, ama bir kasılmanın sonunda çok hızlı gevşeme yin. Yavaşça gevşerseniz, bebek ilerlemesini sürdürecektir. Eğer ikinci evrenizin uzadığı düşünülürse, bebeğin doğumuna forseps le yardım edilebilir.

İtme, serviksin tamamen açılmış olduğu ve bebeğin kafasının yeterince aşağı indiği zaman başlamalıdırr. Doğumun ikinci safhasıdır. Eğer itmeye serviks tamamen açılmadan başlanırsa, bu, sorun yaratabilir. Serviksin kendisi, vajinal kanaldan dışarı çıkabilir ve hem zarar verir hem de kanamaya yol açar. Öncedenitme, doğumu hızlandırmaz, aksine anneyi zamansız çaba sarf etmekle yorar ve gerektiğinde anne itme işini yapamaz ve doğum aletlerine (forseps, vantuz) ihtiyaç duyulur.

Bazı anneler, hazır olmasa da, ıkınma için çok kuvvetli istek duyar.Doğum kanalı, rektum ve geçiş yerinin hemen yanındadır, lider kısmın yarattığı baskı buraya etki eder ve itme hissi uyandırır.Doğum kurslarına katılmış annelere, bu itme hissiyle başa çıkma yolları öğretilmektedir. Öğrenilen egzersizler bu aşamada işe yarayabilir.Ayrıca, epidüral anestezi erken itmeyi önlemede çok daha etkilidir.

Doğru zaman geldiğinde, doğru olan itme şekli uygulanmalıdır.Önemli olan sadece rahim kasılması olduğunda, ıkınmaktır. Diğer zamanlarda ıkınmak yararsızdır ve anneyi boşuna yorar. Ikınma mümkün olduğunca kuvvetli ve kasılma süresince uzun olmalıdır. Anne bir kasılma hissettiğinde, derin bir nefes almalı, nefesini tutmalı ve sonra geri vermelidir. Ikınmalar arası, kısa kısa nefesler almak mümkündür. İyi bir ıkınma 30-40 saniye kadar sürer.Bağırmak, çığlık atmak ıkınma esnasında kaçınılmaz olsa da, iyi değildir. Tüm bunlar annenin kuvvetini azaltır ve aşamanın süresini uzatır.Ikınmalar arası, anne mümkün olduğunca sakin olmalıdır, derin nefes alıp vermeli ve bir sonraki kasılmaya hazırlanmalıdır.

Bazen birazdan bir bağırsak hareketi olacağına dair kuvvetli bir his olur. Bu çok sık görülen bir durumdur. Yine, doğum kanalının rektuma (bağırsak ucu) yakın olmasının sonucudur. Bağırsak boş olsa bile, bağırsağı boşaltma ihtiyacı duyulur. Bazı kadınlar için bu çok rahatsız edici bir durum olsa da, doktorların buna çok alışık olduğunu bilmek gerekir.

Doğuma her zaman boş bağırsakla gitmek gerekir, ama yine de olursa da sorun edilecek bir durum değildir.

Bazen, doktor mesaneyi boşaltmak için katater kullanır. Dolu bir mesane hem kasılmaları, hem de bebeğin kanala inişini engelleyebilir. Doğum ilk safhasında, anneye tuvalete gitmesi önerilir. Eğer epidural yapıldıysa, his kaybolacağından, mesanenin sürekli boşaltılması için bir katater takılır.İlk safha sonunda ve ikinci safhada artık kadının kendisinin idrara çıkması mümkün olmadığından katater takılması gerekir.

Bebeğin çıkışı
Bebeğin gelmekte olduğunun ilk bulgusu, anüs ve perinede ka­barmadır. Her kasılma ile beraber, bebeğin başı, kasılmalar ara­sında geriye kaymadıkça, vajinal açıklıktan gittikçe daha fazla gö rünecektir. Bu, taç giydirme (crowning) olarak bilinir.

Bebeğin başı vajina çıkışını gererken muhtemelen bir sızlama veya yanma hissi duyacaksınız. Bunu hissettiğinizde, itmeyi bırak maya çalışın, sıkı sık nefes alın ve rahimin kendi kasılmaları ile bebeği itmesine izin verin. Hâlâ itme ihtiyacı hissettiğiniz için bu zor olabilir, ama itmeye devam ederseniz, yırtılma veya epiziyotomi gereksinimi riskini artırırsınız. İtmeyi bıraktığınızda geriye yaslanın ve gevşemeye çalışın. Perine bölgesindeki kasları bilinçli olarak gevşetmeye çalışın. Sızlama ve yanma hissi kısa bir süre de vam eder ve bunu bebeğin başının vajina dokusunun sinirlerini bloke edecek şekilde inceltmesi sonucu bir uyuşma takip eder, doğal bir anestezi etkisi yaratır. Eğer tıbbi ekip kötü şekilde yırtılacağınızı düşünürse, epiziyotomi yapabilirler.

Bebeğin başı doğduktan sonra, yüzü aşağı dönüktür, ama he men yüzünü sağ veya sol uyluğunuza gelecek şekilde döndürür. Ebe veya başka bir görevli, bebeğin gözlerini, burnunu ve ağzını siler ve burun ve üst hava yollarındaki sıvıları temizler. Ebe daha sonra kordonun bebeğin boynuna dolanıp dolanmadığını kont rol eder - eğer dolanmışsa, başının üzerinden nazikçe geçirerek çözer veya çok sıkıysa kapatarak kesebilir. Başın doğumundan sonra, rahim kasılmalarınız bir dakika kadar durur. Tekrar baş ladığında ilk kasılma genellikle bir omzu, bir sonraki de diğerini çıkartır. İki omuz da doğduğunda, vücudun geri kalanı kolayca ve hızla kayacaktır. Kan, amniyos sıvısı ve vernix caseosa nedeniyle kaygan olacağından görevliler bebeği sıkıca tutacaklardır.

Dikişli Doğum
Epizyotomi; bebeğin çıkışını kolaylaştırmak için perineye uygulanan cerrahi kesiye denir. Her zaman gerekli değildir. Epizyotomiyi yapmak ya da yapmamak doğumu gerçekleştiren kişinin hemen vermesi gereken en önemli karardır.Epizyotomi; perinal veya vajinal bir yırtığı önler ve bebeğin çıkışını kolaylaştırır. Ayrıca, aşırı gerilmeden dolayı pelvis kaslarına gelebilecek zararı ve buna bağlı olarak ileride olabilecek idrarla ilgili problemleri önlediğine dair de bir kanı vardır.Eğer bir risk görülmüyorsa, epizyotomiye gerek yoktur.îlk hamilelikte, normal doğum esnasında, epizyotominin zaruri olduğu söylenmektedir.Bu tip konularda dogmatik olmamak gerekir.

Çoğu ilk doğumda epizyotomi yapılmakta, ama bazılarında buna hiç gerek duyulmamaktadır. Sabit kurallara bağlı kalmaktansa, doğuma giren doktorun, duruma göre karar vermesi daha doğrudur.Forsepsli doğumda, epizyotomi gereklidir, çünkü doğum aleti ile gerçekleştirilen doğumda yırtılma olması tehlikelidir.Bebeğin kafası tam çıkmadan önce, anneye sık sık nefes alması söylenir.

Bebeğin kafası, doğum kanalına baskı yapmaktadır. Anne, bebeğin biran önce dışarı çıkması isterken, ani bir çıkartılma çabasından dolayı bebek ters etki olarak baskıyı azaltabilir. Bu baskının aniden azalması, beyin hasarına yol açabilir. Sık sık nefes alıp verme işlemi, bunu engeller.Kafa çıktıktan sonra, çoğu vakada, tek bir ıkınma daha omuzların çıkmasını sağlar. Bundan sonra, vücudun kalan kısmı kolayca ve anne çaba sarf etmeden çıkar. Aslında, omuzların çıkması için kasılmaya bile ihtiyaç duyulmaz.

Omuz distozisi
Bu, zor ama nadir görülen bir doğum sorunudur. Büyük bir bebekte, kafa çıkar ama omuzlar pelvis çukurunda takılı kalır. Bu durumda, anne acilen özel bir pozisyona alınır, büyük bir epizyotomi yapılır ve elle müdahale ile bebeğin çıkışı sağlanır. Bu işlem oldukça zordur ve bebeğin bazı kemiklerinde kırılmalar olabilir. İncinmeye en müsait olan; köprücük kemiği ve üst koldur.Omuz distozisini önlemek mümkün değildir.

Bebeğinizle ilk buluşmanız
Doğum ekibi genellikle bebeği ısıtmak için bir battaniyeye sararak doğumdan birkaç dakika sonra tutmanız için size verirler. Bebek, kendiliğinden emmeye başlar.

Doğumun üçüncü evresi

Bebeğiniz doğduktan sonra, rahminiz 15 dakika kadar dinlenir. Daha sonra plasentayı atmak için tekrar kasılmaya başlar. Bu, doğumun üçüncü evresidir ve göreceli olarak ağrısızdır - muhtemelen zar zor fark edersiniz.

Doğumun üçüncü evresinde, plasenta rahim duvarından ayrılır ve doğum kanalından itilerek doğurtulur. Bir kalem kalınlığında olan ve plasentaya giren ve çıkan büyük kan damarları kolayca yır tılır. Yine de kanama nadirdir; çünkü rahmin kas lifleri çapraz yerleşimlidir, bu sayede rahim kasıldığında kan damarlarının et rafındaki kaslar kasılır ve kanamayı önler. Bu nedenle plasenta doğduktan sonra rahmin bir top kadar kasılması hayati derecede önemlidir. Rahim üçüncü evre tamamlandıktan sonra ortalama birer saat aralıklarla masaj yapılarak kasılı şekilde tutulur. Normal olarak üçüncü evre ortalama 10-20 dakika kadar sürer, ama aktif bir idare ile daha kısa da sürebilir.

Plesentanın doğumu
Geleneksel olarak rahim duvarından ayrıldığı ve doğum kanalın da ilerlediğinin belirgin bulguları olmadan plasentayı doğurmak için herhangi bir girişim yapılmaz. Aranacak bulgular, bebeğin doğumundan birkaç dakika sonra plasentanın ayrılmaya hazır ol duğunu gösteren kasılmaların yeniden başlaması ve plasentanın rahim duvarından ayrılarak pelvis duvarına basınç yaptığını gös teren ıkınma isteğidir.

Bu bulgular görüldüğünde, kordon nazikçe çekilerek ve aynı zamanda inişi kontrol etmek için pelvisin kenarına bastırarak pla sentanın doğumu uyarılır. Plasenta vajinadan atılır, bunu zarlar takip eder. Nadiren plasenta arkasından bir kan pıhtısı da atılabi lir.
Doğum: Plasentanın vajinadan geçebilmesi için iki farklı yol var dır. Birinde plasentanın merkezi Önce gelerek zarları arkasından sürükler. İkinci yolda, plasenta bir kenarından gelir ve vajinadan yan olarak kayar. Birçok kadın plasentayı görmek ister - bebek için dokuz ay boyunca hayat destek sistemi olarak çalışan inanıl maz bir organ olduğu için bu çok doğaldır .

Doğumdan sonra: Plasenta doğduktan sonra, tıbbi ekip plasenta nın tam olduğundan ve içerde bir şey kalmadığından emin olmak için dikkatle inceler. Eğer herhangi bir plasenta rahim içinde kal mışsa, daha sonraki bir kanamaya neden olabilir, bu nedenle ta nı konur konmaz çıkarılmalıdır. Şüphe durumunda, ultrason muhtemelen, rahmin tamamen boş olup olmadığını gösterecek tir. Zarlar, bebeğin geçtiği yerdeki delik dışında tam bir torba şek linde olmalıdır. Kordonun kesik ucu kan damarlarının normal olup olmadığını kontrol etmek için incelenmelidir. Plasenta doğ duktan sonra, vajina açıklığı yırtılmalar açısından dikkatlice ince lenmeli ve çok küçük olanları dışındakiler hemen dikilmelidir.

Plesenta neye benzer?
İlk kez anne olanların büyük çoğunluğu bebeklerinin plasentasını görmek ister.
Plasenta ortalama 20-25 cm çapında ve 0.5 kg ağırlığındadır. Bir disk şeklindedir ve yüzeyi farklı görünümlerdedir.

Bebeğe ait (fetal) yüzü zarlarla örtülüdür. Düz ve yumuşaktır ve göbek kordonundan çıkan kan damarları nedeniyle mavi-gri renktedir. Anneye ait yüzü rahim duvarına gömülüdür ve gaz alışverişi için çıkıntılardan (kotiledon) oluşmuştur. Bu yüz koyu kırmızıdır ve birkaç parça çiğ karaciğerin birleşmesi gibi görünür.

Üçüncü evrenin aktif idaresi
1935?te ergometrinin bulunmasından sonra doğumun üçüncü evresi doktorlar ve ebeler tarafından daha aktif olarak yönlendirilmeye başlanmıştır. Kısa zamanda doğumda ergometrinin verilmesi ile 500 mililitreden fazla kan kaybı ile tanımlanan aşırı kan kaybı vaka sayısını azalttığı bulunmuştur.

Ergometrin, gevşeme dönemi olmadan rahimde uzun bir kasılma sağlar ve rahim kasılırken herhangi bir kanama olması muhtemel değildir.

Sintometrin: Rahim kasılmaya başladığında plasenta rahim duvarından hızla ayrılır ve doğumun üçüncü evresini kısaltır. Son zamanlarda, birçok uzman Sintometrin olarak bilinen Ergometrin ve Sintokinon bileşimini kullanmaktadır. Bunun sebebi, Ergometrinin tek başına yavaş etki göstermeye başlaması ve mide bulantısına neden olabilmesidir. Bu nedenle Sintokinon ile kullanarak rahim kasılmalarını uyarmak için daha hızlı etki eder ve daha iyi sonuç verir.
Sintometrin, baş göründüğünde veya ilk omuz doğduğunda kas içine enjekte edilir ve doğum sonrası kanaması riskini azaltmak için birçok hastanede kullanılmaktadır. Oksitosin hormonu bebeğinizi görmeye, dokunmaya ve göğsünüzün üzerine koymaya yanıt olarak, vücudunuz tarafından doğal olarak üretilir. Sintometrin ile aynı görevi yapar ama daha az güvenilirdir.

Hissettikleriniz
Ürperme ve titreme, plasentanın doğumundan sonra oldukça sık görülür. Vücudun kendi ısısına ulaşabilmesinin yolu kas kasılmaları ile ısı üretmesidir. Titremenin işlevi budur; kas ların hızlı kasılma ve gevşemeleri ile vücut ısısı üretilir. Titreme genellikle yarım saat içinde geçer, bu sürede vücut ısısı normale döner ve vücut ısınız yeniden ayarlanır.

Doğum sonrası kanama (POSTPARIUMHEMORAJİ)
Kanamayı durdurmak için kendini koruma sistemi mevcut olduğundan, nadir bir durumdur.
Rahim tamamen boşaldığında, ortalama bir tenis topu büyüklüğüne geri döner. Rahim kaslarının kasılması, rahim atardamarlarını kıstırarak kanamasını önler. Normal koşullar altında, bu nedenle, doğumdan sonra küçük kanamalar görülür. Görülen küçük kanamalar loşi olarak görünür -doğum sonrası normal bir vajinal akıntıdır, 2-3 gün kırmızıdır, daha sonra kahverengiye döner ve 2-6 haftada kaybolur.

İçinde plasenta kalıntıları kalmış - bir rahim kanayacaktır ve bu kanama poslpartum hemoraji (doğum sonrası kanama) olarak bilinir. Eğer rahim içinde küçük bir plasenta parçası kalmışsa ki genellikle plasenta incelenerek bir parçasının eksik olduğu saptanır, anneye genci anestezi verilerek, plasenta rahim içinden nazikçe kazınır.

Eğer doğumdan sonra 24 saatten fazla kanama görülürse, loşi yeniden parlak kırmızı renk alır. Bu fazla hareketli olma sonucu oluşabilir. Doktorunuza danışın, size muhtemelen birkaç gün dinlenmenizi tavsiye edecektir. Eğer kanama yeniden oluşursa veya ağırlaşırsa, bu enfeksiyon veya küçük bir plasenta parçasının kaldığını gösteren bir bulgu olabilir, derhal doktorunuzu i arayın. Eğer kan pıhtıları gelirse, bir ambulans çağırın ve en yakın hastaneye götürmelerini isteyin.
Sponsor  
 
Hızlı Cevapla Hızlı Cevabı Göster
Bu konudaki kullanıcılar
Misafir
Yeni Konu Cevapla
Forumu Atla  
Bu foruma yeni bir konu gönderebilirsiniz
Bu forumdaki konulara cevap yazabilirsiniz.
Bu forumdaki postalarınızı silebilirsiniz.
[You can edit your posts in this forum.]
Bu forumda anketler yaratamazsınız.
Bu forumdaki anketlere oy verebilirisiniz.