Hoşgeldiniz (Küçükİnsan için belirlediğiniz kullanıcı adı-mail adresi ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz) Arama | Aktif Konular | Giriş

Yeni Konu Cevapla
3 Büyük Kelime: BEN, HAYIR, BENİM!
Admin Offline
#1 Gönderildi : 17 Ağustos 2010 Salı 11:24:00(UTC)

Sıralama: Administration

Gruplar: Registered, Registered, Registered, Registered, Administrators
[Joined]: 8.8.2010(UTC)
Mesajlar: 178
[Points]: 549
[Location]: İstanbul

1 Kere Teşekkür Etti.
30 Mesajına Toplam 46 Kere Teşekkür Edildi.
Çocuklar yaklaşık 2,5 yaşlarına doğru kendilerini tanımlayan sözcüğü fetheder: BEN sözcüğünü! Çocuğunuz daha düne kadar kendinden adıyla söz ederdi. Örneğin "Mehmet şunu yaptı, bunu yaptı," "Mehmet çok uslu" gibi... Ama 2,5 yaşına geldiği şu günlerde "Ben şunu yaptım," "Ben çok usluyum" demektedir. İsminin yerine herkesin kullanabileceği bir zamiri, "Ben" i geçirmiştir. Kullandığı BEN sözcüğü artık O değil hele SEN hiç değildir. Bu BEN, onun kişiliğini başkalarınınkinden kesin bir sınırla ayırmaktadır. Kısaca özetlersek, çocuğun, kendini çevresindeki dünyadan ayırarak bağımsız bir kişi olmasının sözlü anlatımıdır bu. Dil açısından bakarsak da kuşkusuz çok büyük bir gelişmedir. Ancak çocuğun bağımsız "bîr kişi olarak varoluşunu keşfetmek için bu anı beklediğini düşünmek yanlış olur. O bu keşfi çoktan yapmıştır. Simdi de bunu BEN, SEN, O, ONLAR zamirlerini kullanarak sözle ifade etmektedir.

Çocuğun bu dönemde sözlüğüne kattığı ikinci bir kelime de HAYIR?dır. Birçok kişiye göre aslında en önemli sözcük budur. Neden mi? Bu sorunun yanıtını vermek için hayir sözcüğünün nasıl doğduğunu görelim, çocuk on ikinci ile on sekizinci aylar arasında evin içinde dört dönmeye, bulduğu her şeye el atmaya başlar. Salondaki masanın üzerindeki duran değerli vazoya uzanır, ocağın üzerindeki tavayı çekmeye çalışır, sigara izmaritlerini yemeye heveslenir, tehlikeli yerlere tırmanır. Genellikle de güvenliği açısından çok riskli girişimlere atılır. Ne var ki, en güzel en heyecanlı serüvenin eşiğinde iken annesinin ağzından dökülen sert bir HAYIR tokat gibi suratında patlar, üstelik annenin bu vahşice hayırına tehdit ifade eden işaretler eşlik eder. Heyecan verici serüveni yarıda kesilmiştir. Böylece HAYIR çocuk için bir cisim ya da bir insanla bağlantılı olmayan, aksine bir yasakla, yapmamak zorunluluğuyla ilişkili, faaliyeti engelleyen güçlü bir iradenin baskın çıktığını gösteren kavramdır. Çocuk için kavramı anlatan ilk sözcük, özetle ilk gerçek sözcüktür.

Ancak HAYIR kelimesinin bir yönü daha vardır: Çocuk uğraşının en heyecanlı anında annesinin Hayırıyla engellenir. Doğal olarak bu hiç hoşuna gitmez, sinirlenir. Hatta sinirlenmekle kalmayıp içi öfke ve kin duygularıyla dolar. HAYIR'ı kendisine karşı bir saldırı gibi görür, öyleyse o da bunu başkalarına karşı silah olarak kullanabilecektir. Bu olgu kesinlikle olumsuz karşılanmamalıdır. HAYIR demesini öğrenmek çocuk için kendini tanıtmak, bağımsızlığını vurgulamak, çevrenin belirlediği bir koşullanmayı reddetmek, başkalarının fikirlerini tartışma konusu yapmak, her şeyin öteki yüzünü, ikinci boyutunu görme yeteneğini edinmek demektir, çocuk yarın adaletsizlik, zulüm ve bencillikle savaşırken bu HAYIR silahını kullanacaktır.

İki-üç yaşındayken yalnızca eğlenmek, taraf tutmak için kullanması hiçbir şey değiştirmez. Her araç, başlangıçta beceriksiz, mantıksız ve hatta faydasızca kullanılabilir. Ama sonradan öğrenilir, çocuğunuz da büyük bir olasılıkla yarın o sözcüğü düşüncelerini savunmak için kullanacaktır.

Bu dönemde çocuk için önemli üçüncü sözcük BENİM sözcüğüdür. Bu sözcük bir anlamda kimliğini güçlendirmekte, kişiliğini bedensel benliğinin sınırları ötesine uzatmaktadır. Mülkiyet içgüdüsünün insanda yaratılıştan var olduğunu savunur çoğu kişi. Bu düşünce de normal olarak yaşamın üçüncü yılında BENİM sözcüğünün ortaya çıkmasına dayandırılır. Gerçekte bu sözcüğün çocuk için yetişkinlerden çok başka bir anlamı vardır, O, "BENİM" derken yalnızca sözünü ettiği cismin benliğinin bir parçası olduğunu anlatmak ister. Bir başka deyişle, çocuk doğrudan doğruya kullanmak istediği, keşif ve çalışmaları sırasında kendisine gerekli cisimler üzerinde hak iddia eder. Yani odadaki sahiplenme duygusu güç ya da kazanç amaçlı değildir, sosyal bir olay olmadığı gibi, bütünüyle kişisel bir gerçektir. Elindekileri kendine ait şeyleri arttırmak, (yani kazanmak) ya da başkaları üzerinde bir baskı aracı olarak (yani güç sahibi olmak) kullanmak istemez. Yani mülkiyetin bebek için hiçbir "kapitalist" içeriği yoktur. Aksine tüm çocukların karakteristik özelliği sahiplenmek değil, vermektir.
admin: 5 Kişi mesajın için Teşekkür Etti.
arzu caner 30.8.2010(UTC) Tarihinde, Mine Değirmencioğlu 3.9.2010(UTC) Tarihinde, nurten demirci 16.10.2010(UTC) Tarihinde, pınar inal 18.10.2010(UTC) Tarihinde, feryalada 6.11.2012(UTC) Tarihinde
Sponsor  
 
Hızlı Cevapla Hızlı Cevabı Göster
Bu konudaki kullanıcılar
Misafir
Yeni Konu Cevapla
Forumu Atla  
Bu foruma yeni bir konu gönderebilirsiniz
Bu forumdaki konulara cevap yazabilirsiniz.
Bu forumdaki postalarınızı silebilirsiniz.
[You can edit your posts in this forum.]
Bu forumda anketler yaratamazsınız.
Bu forumdaki anketlere oy verebilirisiniz.