Evlerimizde en merkezi yeri televizyon işgal ediyor. Gündelik hayatımızda pek çok şeyi televizyona göre ayarlıyoruz. Pek çok çocuk için televizyon ana-babanın, oyun arkadaşının yerini dolduruyor.
Araştırmalar televizyonda sık sık şiddet sahneleri izleyen çocukların başkalarının acılarına karşı duyarsız, çevrelerindeki dünyaya karşı daha endişeli ve daha saldırgan olduğunu gösteriyor. Aşırı televizyon izleme nedeniyle çocukların ruhsal ve fiziksel sağlıkları tehdit altında. Çocuklardaki uyku bozuklukları, depresyon ve hiperaktivite sorunlarında televizyonun rolü var. Televizyon karşısında çivilenen çocukların fiziksel sağlıklarında da sorunlar yaşanıyor. Seslerin ve görüntülerin uyarımı,saldırganlığın, değişkenliğin ve öfkenin artışına dönüşür ama aynı zamanda önemli bir yorgunluğa da sebep olur. Oysa ki çocuğun bütün potansiyelini geliştirebilmesi için vücudunu kullanmaya ihtiyacı vardır.
Ne var ki tüm bu olumsuz etkilere rağmen,televizyon başlı başına olumlu ya da olumsuz bir araç olarak görülmemelidir. Televizyonun değeri, büyük ölçüde onu nasıl kullandığınıza bağlıdır. Çocuğunuzu normal çocukluk aktivitelerinden uzaklaştıracak, karşılıklı konuşma ihtiyacını azaltarak aile iletişimsizliğine yol açacak kadar büyük bir yer tutuyorsa,iktidarı televizyondan devralma zamanı gelmiş demektir. Artık ,televizyon tarafından yönetilmekten kurtulup televizyonu yönetmeye başlamalısınız.
Televizyon izlemeyi çocuğunuzla birlikte gerçekleştirebileceğiniz ortak bir etkinlik gibi görmelisiniz. Çocuğunuzun televizyona dalıp gitmesini, sizin de dinlenmeniz ya da başka şeylerle uğraşmanız için ideal bir fırsat sayıyorsanız, yanılıyorsunuz. Televizyon bir çocuk bakıcısı değildir.