Search:
Başlıkta ara (Aradığınız konuya daha hızlı ulaşabilmek için bu kutucuğu işaretleyebilirsiniz)



Doktorlarımız
Branşlar:
Op.Dr.İbrahim Sözen
Kadın Sağlığı
Suda Doğum - 26/03/2009

 

Suda doğumun geçmişi nedir?
Bilinen ilk suda doğum 1803 yılında Fransa’da doğumu çok uzun ve zorlu süren bir kadının doğumunu kolaylaştırmak amacıyla sıcak su dolu bir küvete girmesiyle gerçekleşmiş. Sıcak su içinde yatarak veya duş alarak doğum sancılarını azaltmak ve rahatlama sağlamak onlarca yıldır uygulanan bir klinik uygulamaydı. Fakat bu çok kısa süreler için ve doğumun erken evrelerinde yapılmaktaydı. Daha sonraları 1970’lerde Rusya ve Fransa’da başlayan suda doğumun gerçekleşmesi akımı 1980 ve 1990’larda İngiltere, Kanada ve diğer Avrupa ülkelerinde yaygınlaştı. 1983 yılında ünlü İngiliz tıp dergisi Lancet’de yayınlanan bir makale konunun İngiltere ve kıta Avrupa’sında birden popüler olmasına yol açtı. İngiltere’de Kadın Hastalıkları ve Doğum biliminin en üst kuruluşu olan Royal College of Obstetricians and Gynecologists (RCOG) 1990, 1994 ve en son olarak 2001 yıllarında bu konuyla ilgili görüşlerini tıp dünyasına ve kamuoyuna açıkladı. Aşağıda yer alan öneriler bu kuruluşun 2001 yılında yayınladığı raporu temel almaktadır.

Suda Doğumun faydaları neler olabilir?
Asıl fayda annenin doğum sırasında daha rahat, keyifli ve ağrısız doğum sürecini yaşamasına yardımcı olmaktır. Suyun sıcaklığı ve kaldırma gücü nedeniyle rahime giden kan akımı artar, rahmin kasılmaları (doğum sancıları) daha etkin hale gelir, artan oksijen nedeniyle ağrılar azalabilir. Su vajenin ağzını yani bebeğin çıkış noktasını daha elastiki ve gevşek bir hale getirebilir, bu da o bölgenin doğum sırasında yırtılması olasılığını azaltabilir. Bebek için ise bilimsel verilerden çok suda doğumu gerçekleştiren tıbbi personelin ve annelerin gözlemleri söz konusudur. Bu kişiler bebeğin kesenin içindeki sıvı bir ortamdan yine sıvı bir ortama doğarak daha yumuşak ve stressiz bir geçiş yaptığını düşünmektedirler. Bu bebeklerin daha az ağlayan ve daha sakin bebekler olduğunu savunmaktadırlar.

Suda Doğum ne kadar güvenlidir?
Bu konuda yapılmış olan en kapsamlı ve güvenilir çalışma 1999 yılında British Medical Journal adlı İngiliz tıp dergisinde yayınlandı. R. Gilbert ve P. Tookey’in yaptığı bu çalışma 1994-96 yılları arasında İngiltere ve Galler’de gerçekleşmiş olan 4029 suda doğumu kapsamaktaydı. Buna göre o yıllarda yapılan her bin doğumdan altısı suda doğum olarak gerçekleşmişti. Araştırmacılar suda doğan bu bebeklerin ölüm ve yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yatırılış oranlarını, normal olarak karada doğan bebeklerin oranlarıyla karşılaştırdılar. Çıkan sonuca göre suda doğan bebeklerde görülen ölüm oranıyla karada doğan bebeklerin oranları arasında bir fark yoktu. (Her ikisi de binde 1,2-1,4 civarındaydı). Yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yatırılma riski açısından da her iki grubun oranları aynı bulundu. Genel kural olarak suda doğum adaylarının gebelikleri boyunca gelişmiş bir sorunlarının olmaması gerekmektedir. Sorunlu ya da yüksek riskli gebeliklerde suda doğum önerilmemektedir.

Kimler suda doğum için aday değildirler?
Herpes gibi genital bölgede enfeksiyonu olanlar, bebeğin başının değil poposunun rahim ağzına yakın olduğu gebelikler, ikizler ve diğer çoğul gebelikler, erken doğumlar, pre-eklampsi (gebelik zehirlenmesi) veya diyabet gibi hastalıkları olanlar, bebekte gelişme geriliği saptanan olgular, doğum sırasında bebeğin kalp atışlarında olası bir oksijen azlığı şüphesi doğanlar, doğum sırasında yoğun mekonyum (bebeğin dışkısı) görüldüğü durumlar ve benzerleri için önerilmemektedir.

Suyun sıcaklığı nasıl ayarlanmalıdır?
Sıcak suyun kasları gevşettiği ve ruhsal rahatlama sağladığı bilinmektedir. Bunun sonucunda rahime giden kan akımı artar ve rahimin kasılmaları daha az ağrılı olabilir. Çünkü artan kan akımıyla birlikte rahim kaslarına giden oksijen oranı da artar. Bu aynı zamanda rahim kasının daha iyi kasılmasına ve bu sayede doğum sürecinin daha kısa olmasına yol açabilir. Vücut ısısı olan 37 derece, suyun da ısısı olmak bakımından ideal bir derecedir. Suyun sıcaklığı 37 derecenin üzerine çıkarsa bu bebek için tehlikeli bir durum yaratabilir. Bu nedenle suyun ısısı doğum sırasında devamlı ölçülmeli ve hep 37 derecede kalması sağlanmalıdır. Uzun süren su içinde kalma durumlarında, annenin terleme nedeniyle susuz kalması da bebek için olumsuzluk yaratabileceğinden, annenin sıvı ile takviye edilmesi gerekmektedir.

Doğum havuzunun temizliğinin önemi nedir?
Doğum eylemi sırasında havuz suyunun amniotik sıvı (bebeğin kesesindeki sıvı), kan, idrar ve benzeri maddelerle kirlenmesi beklenir. Bu hem bebeğin hem de annenin doğum sonrası enfeksiyon riskini arttırabilir. Bu nedenle havuzun suyu belli aralıklarla değiştirilmeli, havuzdaki yabancı maddeler süzgeç araçlarla çıkartılmalı, ve havuz suyu koruyucu maddelerle enfeksiyonlara karşı korunmalıdır.

Havuza girmek için ideal zaman nedir?
1997 yılında yayınlanan bir çalışmada rahim ağzının 5 cm açılmasından önce havuza girenler ile 5 cm açılmasından sonra girenler doğum süreleri açısından karşılaştırılmışlar. 5 cm açılmadan önce girenlerin doğumlarının daha uzun sürdüğü ve bu anne adaylarının daha fazla miktarda rahim kasılmasını arttırıcı ilaca gereksinim duydukları saptanmış. Bu nedenle havuza girmek için önerilen açıklık 5 cm civarıdır.

Bebek doğduktan sonra en büyük risk nedir?
Yukarıdaki sözü edilen ve 4029 suda doğan bebeğin incelendiği çalışmada görülen bir özellik dikkat çekici. Bu bebekler arasında yenidoğan yoğun bakıma yatması gereken 35 civarındaki bebeğin 5’inde kordon (göbek bağı) kopması olayı yaşanmış. Özellikle bebeği anneye bağlayan kordon biraz kısaysa, suyun içinde doğan bebeği hızla suyun yüzeyine getirme çabası sonucu kordonun kopması sözkonusu olabilir. Bunu önlemek için doğumun 2. evresi adı verilen ıkınma aşamasında su derinliğinin gereğinden fazla olmamasına özen göstermek gerekir. Aynı zamanda bebeğin tümüyle doğmasının ardından onu yavaşça ve ani olmayan hareketlerle suyun yüzeyine çıkartarak annenin göğsüne dayamak önemlidir. Bu sırada kordonu sabitleyip kesecek malzeminin de hemen kullanılabilecek şekilde hazır halde olmasına dikkat etmek gerekir.

Bebek suyun altında nefes alır mı?
Normal koşullarda bebek suyun altında nefes almaz. Suyun sıcaklığı ve bebeğin başının suyun içinde olması nefes alma refleksini engeller. Soğuk ise nefes alma refleksini körükleyen bir etkendir. Bebeğin başı sıcak suyun içinden çıkartılıp daha soğuk olan havayla temas ettiğinde nefes alma refleksi harekete geçer ve bebek nefes almaya başlar. Bebeğin suyun içinde olduğu birkaç saniye içinde bebek oksijeni tüm gebelik boyunca olduğu gibi kordondaki anne kanı aracılığı ile alır. Bebeğin suyun altında nefes almaya çalışması ve bu nedenle ciğerlerine su kaçması doğum sırasında doğum kanalından geçerken oksijenlenmesini azaltıcı bir stres yaşadığı durumlarda olabilir. Bunun farkına varılması ise ancak bebeğin düzenli bir şekilde doğum sırasında bebek kalp monitörü ile izlenmesi ile mümkün olabilir.

Dr. İbrahim Sözen’in Görüşü
Ülkemizde özellikle bazı kesimlerde sezaryen ameliyatlarının oranının dünya standartlarının çok üzerinde olduğu herkesin bildiği bir gerçektir. Kişisel olarak bayanlarımız için tercihim ağrısız (epidural anesteziyle) normal doğumu teşvik etmek, sezaryeni ise tabii ki gerekli durumlarda yapmaktır. Suda doğumu da normal doğumu teşvik eden anlayışın bir parçası, bir uzantısı olarak görmek mümkündür. Suda doğumun en çok desteklenebilecek yönü doğumun 1. evresi dediğimiz rahimin 0 cm’den 10 cm açıklığa (tam açıklık) geldiği ve doğum sancılarının yoğun olarak yaşandığı dönemde ağrıları azaltabilecek bir etkiye sahip olabilmesidir. Sıcak suyun bu etkisi bilinen ve bilimsel olarak da açıklanabilen bir olgudur. Ancak 2. evre dediğimiz ve ıkınarak bebeğin doğum kanalından çıkartılması olarak özetlenebilecek devrede bu ağrı azaltıcı etkinin olup olmayacağı tartışmalıdır. Bebeğin suda doğmasının onda yaratabileceği olumlu etki konusunda ise sadece kişisel gözlemler vardır, bilimsel bir kanıt mevcut değildir. Bu nedenlerle suda doğum deyince doğum sancılarını ve rahimin açılma bölümünü suyun içinde geçirmeyi doğru bulmaktayım; fakat, doğumun 2. evresini suda geçirmeyi ve bizzat doğumun suyun içinde gerçekleşmesini tıbben önermek yerine, bunu anne ve babanın kişisel bir kararı olarak düşünüyorum. Riskleri ve olası faydaları bildikleri ve anladıkları sürece, bilimsel olarak suda doğan çocuklarda artan bir ölüm ve hastalık oranı da gösterilemediği için, bizzat doğumun da suyun içinde gerçekleşmesini istekli kadın-doğum uzmanlarının sağlayabileceğini düşünüyorum. Bunun tam teşekküllü, yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan, suda doğumun asgari şartlarını sağlayan bir doğum havuzuna sahip hastanelerde ve sürekli doktor gözetiminde yapılması gerekiyor. Bebeğin düzenli aralıklarla , ve gerekirse sürekli, kalp atışları yönünden monitörle izlenmesini vazgeçilmez bir koşul olarak görüyorum. Nihayetinde amacın suda bebek doğurmak değil, sağlıklı bir bebek doğurmak olduğu gerçeği asla unutulmamalıdır. Doğumu suda planlayan anne ve baba adaylarının bilmesi ve kabul etmesi gereken en önemli husus şudur: Doğumun 1. veya 2. evresi sırasında, bebeğin durumunda suda kalmayı riskli kılacak bir gelişme olursa, bunu ne kadar çok istemiş olurlarsa olsunlar, havuzdan çıkmayı içlerine sindirmelilerdir. Havuzdan çıkmaları, doğumun geri kalan kısmında bebeğin sürekli olarak monitörde kalp atışları yönünden izlenmesi ve doğumun karada ve yine normal olarak gerçekleşmesi yetebileceği gibi, daha riskli durumlarda sezaryen ameliyatı ile bebeğin hemen çıkartılması da gerekebilir.
 

Yorumlar
Kayıt bulunamadı.
Hafta Hafta Hamilelik Siz de hafta hafta hamileliğinizi takip etmek istiyorsanız üye olmanız yeterli.








Bebek istiyorum
Anneliğe hazırlık
Genetik
Hamile kalma
Hamile kalmanızı engelleyen sorunlar
Anne olmaya hazır mısınız?
Kaç yaşında doğurmalı?
Bebek yapma zamanı
Hamile kalmak için sevişirken dikkat etmeniz gerekenler
Bebek sahibi olmak istiyorsanız
Hamileyim
Hamileliğin başlangıcı
Beslenme
Sağlık
Hamilelik ve iş hayatınız
Hamilelik ve cinsel hayatınız
Hamilelik ve egzersiz
Hamilelikte bakım ve güzellik
Hamilelikte yolculuk
Karnınızdaki bebeğin bakımı
Bebek için hazırlanmak
Kardeşleri yeni bebeğe hazırlamak
Hamilelik dönemleri
Hamilelikte ilaç kullanımı
Teknoloji ve hamilelik
Hamilelik sözlüğü
Anne adayları için yaz önerileri
Hamilelik hakkında temel bilgiler
Hamilelik ve evcil hayvanlar
Keyifli bir hamilelik için 6 öneri
Hamilelikte doktorunuzu aramanız gereken 5 durum
Hamilelik döneminde burun niçin daha hassastır?
Hamilelikte özel sağlık sigortası
Gebelik ve depresyon
Çoğul hamilelikler ve riskleri
Doğuma geri sayım
Gebelikte ay ay dikkat edilmesi gerekenler
Vücudunuz anneliğe nasıl hazırlanıyor?
İkinci hamilelik
Hamilelikte kilo alımı
Gebelikte göğüslerden neden süt sızar?
Doğmamış bebeğin yol haritası
Doğum öncesi gelişimle ilgili geçici organlar
Baharda hamileliğinizin keyfini çıkarın
Hamilelik ve Yoga
Hamileliğinize keyif katacak 10 şey
Hamilelere yazı rahat geçirmek için 10 öneri
Doğumum ve sonrası
Doğumdan önce
Doğumunuz
Doğum sonrası
Yenidoğan bebeğiniz
Doğum
Yenidoğan sağlığı
Doğum sonrası bebeğinizle bağ kurma
Bebeğinizi tutmak
Bebeğinizin ilk nefesi ve solunumu
Emme
Bebeğinizi eşinizle paylaşma
Yenidoğan bebeğinizin genel görünümü
Yeni doğan bebeğinizin özellikleri
Yenidoğan bebeğinizin ölçümleri
Beslenme
Anne sütü
0-4 Aylık bebeğinizin beslenmesi
4.Aydan sonra bebeğinizin beslenmesi
12.aydan sonra bebeğinizin beslenmesi
Bebeklerde obezite
Dengeli beslenme
İlk yılda uzak durulması gereken gıdalar
Bebekler ve deniz ürünleri
Dondurma hakkında bilmedikleriniz
Besin zehirlenmeleri
Gelişim
Bebeklerde fiziksel gelişim
Zihinsel gelişim
Dil gelişimi
Duygusal gelişim
Bebeklerde sosyal gelişim
Bebeğinizin gelişimindeki dönüm noktaları
Bebeklerde cinsel gelişim
Çocuklar cinsellikte neyi merak ederler?
Cinsel ayrım: Kız-Erkek
Okulöncesi Dönemde Çocuğunuzun Gelişimi
Sağlığı
Bebeğiniz hasta mı?
Aşılar
Bebeklerde ateş
Uyku
Bebeğinizin ağlaması
Hastalıklar
Bilmeniz gerekenler
Sık rastlanan şikayetler
Sünnet
Fotoğrafını çekerken flaş kullanmayın!
Bakımı
Kucaklanması ve taşınması
Bebeğinizin giyimi
Banyo ve hijyen
Bebeğinizin tuvaleti
Bebeğinizin ağlaması ve sakinleştirilmesi
Seyahat ve gezintiler
Bebeğinizle alışveriş
Bebek istiyorum!
Baba olmak için hazır mısınız?
Babalığa hazırlık
Erkekler baba olmaya ne zaman hazır oluyor?
Tabulara elveda, babalığa merhaba!
Bebek bekliyorum
Babaların hamilelik sürecine katılımı
Bebek bekleyen babalardaki duygusal değişiklikler
Doğumu eşinizle birlikte planlayın
Baba adaylarının bebekleriyle doğum öncesi ilişkisi
Babaların doğum sırasındaki rolleri
Bebek bekleyen babaların yüzleştiği 7 endişe
Baba adaylarının yapması gerekenler
Baba adaylarının seks hayatı
Hamile babalar
Baba olmaya hazırlanmak
Baba adaylarının rüyalarını deşifre etmek
Baba adayları için önemli tavsiyeler
Evlendiğim kadına ne oldu?
Baba adayları da aşeriyor
Erkeklerde doğum kaygısı
Baba adaylarının sezaryendeki rolleri
Erkeklerde hamilelik belirtileri
Baba adayları ve hamilelik
Babalar ve doğum
Doğmadan önce babadan bebeğe son konuşma
Hamilelikte eşten beklenen destek; beklenen, algılanan ve yaşananlar
Babalar da hamile kalır
Baba oldum
Doğum sonrası
Evde tek başına
Babalığın ilk günleri
Babaların hayatında yeni bir sevgi bağı
Babanın doğum sonrası ihtiyaçları
Babalığın ilk aylarında uyku düzeniniz
Babalıkla gelen 10 sürpriz
Daha iyi bir baba olmanın yolları
Ay ay babalık
Emzirme ve babalar
Doğum
Bebeğinizle bağ kurmanın ipuçları
Eşime ne oldu?
Babaların doğum sonrası depresyonu
Babalar annelerden farklıdır
Zamanınızı iyi kullanın
Bir daha uyuyabilecek miyim?
Bebeğinizin nazik bir babaya ihtiyacı var
Yeni babalar ve seks
Babalıkla ilgili 5 söylenti
Kız babaları için öneriler
Babalar ve kızları
Çocuğun yaşamında babanın rolü
Baba olmanın sağlık için yararları
Tebrik ederiz! Baba oldunuz
Tüm hakları saklıdır © Küçükinsan. 2010 E-mail: info@kucukinsan.com